23 Eylül 2019 Pazartesi

Demokratik Sol Parti (DSP)-Basın toplantısı-Yılmaz Parlar

DSP Küllerinden Doğuyor…
10 İlke 10 Hedef

15 Aralık 2019 tarihinde yapılacak olan 11. Olağan Kurultayı öncesinde Basın toplantısı düzenleyen Demokratik Sol Parti (DSP)’nin vizyonu;  yeni ilke ve hedefleriyle çağdaş bir Türkiye yaratmak.





DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Geçmiş dönem Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak, DSP İstanbul il Başkanı Çiğdem Mercan, ekibiyle Taksim Point Hotelde 22 Eylül 2019 Pazar günü gerçekleşen toplantıda, Başda EGD Ekonomi Gazeteciler Derneği Başkanı Celal Toprak olmak üzere çok sayıda basın mensupları katıldılar 


Toplantı moderatörlüğünü üstlelen Geçmiş dönem Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak yaptığı giriş Konuşması sonrasında, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Türkiye’nin bulunduğu durumun genel profilini çizdi.




Ekonomi Gazeteciler Derneği (EGD) Başkanı Celal Toprak’ın sorduğu kooperatifleşme ilgili sorusundan yola çıkarak, Türkiye’de genelde kadınların kooperatifleşme konusundaki başarılarını örnekliyerek parti yeni yapılanmasında Kadın siyasetcilerin çoğunlukda olabileceği partinizi görebilecekmiyiz sorumuza; Başkan Aksakal “Cinsiyet ayrımcılığı yapmadan hak eden değerlerlerle yolumuza devam edeceğiz.” dedi. 

Hedefler hakkındaki sorumuza; Sevgikent, Halkkent, Bilimkent, Doğalkent, Kültürkent, Hukukkent, Üretenkent, Güneşkent, Kırkent, Teknokent şeklinde ana başlıklar altında sıraladığı ve açıkladığı ilkeleri, hedeflerinden kentsel geleceği sadece mega şehirler değil tüm şehirleri kapsayan büyüme olarak algıladık. 
Gerçekdende, Yüksek kentleşme seviyeleri yüksek GSYİH ile ilişkilidir hızlı ekonomik büyüme kentleşmeyi hızlandırma eğilimindedir. Teknolojilerin genişliği ile, toplumun süreçlere katılımının, çok çeşitli dijital ve elektronik teknolojilerin şehre ve topluluklara uygulanması, Bilgi iletişim teknolojilerin, bölgedeki çalışma ortamını ve çalışma ortamlarını yükseltmek için uygulanması, Bilgi iletişim teknolojilerin devlet sistemlerine yerleştirilmesi gibi faktörleri kapsıyan Akıllı şehir niteliklerini dahil eden vatandaşlarını taleplerini karşılayan, operasyonel verimliliği artırmak, bilgileri halkla paylaşmak ve hem devlet hizmetlerinin kalitesini hem de vatandaş refahını artırmak  gibi ilke hedefini olduğunu anlıyoruz.
Yaşam kalitesini iyileştirirken, şehir işlevlerini optimize etmek ve ekonomik büyümeyi sağlamaktır. Akıllı şehre, ne kadar teknolojiye sahip olduklarına değil, teknolojiyle yapmayı seçtikleri temelde değer verilir.
Yüksek işleyen bir toplu taşıma sistemi; Kendine güvenen bir kentsel planlama anlayışı ve insanlar şehir içinde yaşamak ve çalışmak ve kaynaklarını kullanmak.
Akıllı bir şehrin başarısı, bürokrasi ve yönetmelikler dahil olmak üzere hükümet ile özel sektör arasında güçlü bir ilişki kurma yeteneğine bağlıdır. Bu ilişki gereklidir, çünkü dijital, veri odaklı bir ortam yaratmak ve sürdürmek için yapılan çalışmaların çoğu devlet dışında gerçekleşir. 


Akıllı şehir teknolojisi, Akıllı şehirler, nesnelerin interneti ( IoT ) cihazlarının, yazılım çözümlerinin, kullanıcı arayüzlerinin ve iletişim ağlarının bir kombinasyonunu kullanır Vatandaşların yaşamlarını iyileştirir.

Ayrıca, ulaşım alanında, trafik ışıklarını optimize etmek ve karayollarının günün saatine veya yoğun çalışma saatlerine göre sıkışık hale gelmesini önlemek için trafik akışlarını izlemek ve analiz etmek için akıllı trafik yönetimi kullanılır. Akıllı transit şirketleri, verim ve sürücü memnuniyetini artırarak hizmetleri koordine edebilir.
Enerji tasarrufu ve verimlilik akıllı şehirlerin ana odak noktalarıdır. Akıllı sensörler kullanarak,  Akıllı şebeke teknolojisi, operasyonları, bakımı ve planlamayı iyileştirmek ve talep üzerine güç sağlamak gibi faydalar sağlar. 
Akıllı binalar aynı zamanda akıllı şehir projesinin bir parçasıdır. Akıllı şehir girişimleri, iklim değişikliği ve hava kirliliği gibi çevresel kaygıları da izlemeyi ve ele almayı hedefliyor. Atık yönetimi ve sanitasyon, akıllı teknoloji ile, sistemin yaşam kalitesini iyileştirme ve ekonomik büyümeyi sağlama hedeflerine ulaşmak için bağlı IoT cihazları ve diğer teknolojilerden yararlanırlar. Çözümler oluşturmak, işlemleri ve varlık yönetimini optimize etmek şeklinde daha çok örnekleri ile çağdaş hayatı kolaylaştıran, enerji tasarrufu sağlıyan unsurdur.
Kırsalkent hedefi olarak, kırsal topluluklar, gelecek yıllarda işgücüne girmeye hazır olan gelişmekte olan ülkelerde, kentsel alanlara taşınmadan yoksulluktan kaçma çözümleri ile milyonlarca genci çekebilir.
Sanayideki ve hizmet alanlarındaki büyüme arttıkça, gelişmekte olan pek çok ülke, çok sayıda yeni iş arayanı absorbe edemeyecektir. Hem işlerin yaratılması hem de ihtiyaç duyulacak çıktıların üretilmesi için tarımın güncellenmesi gerekecektir.
Başkan Aksakal, “Cumhuriyet’in bütün ilkelerine her yerde ve her koşulda sahip çıkmayı, İnsanlık kültürünü geliştirmeyi, Halkın bizzat yönettiği kurumları oluşturmayı, Köylerden başlamak üzere ekonomik kalkınmayı, Doğal varlıklarımızı ve zenginliklerimize sahip çıkmayı, Kendi enerjisini üreten sistemler kurmayı, Güneşin gücünden toplumsal yaşamın her alanında yararlanmayı, Kültürümüzü ve sanatımızı yaygınlaştırmayı, Kendi gıdasını üreten sistemler geliştirmeyi, Sağlıklı yaşam ortamları yaratmayı, Küresel iklim değişikliği ile mücadele etmeyi, Özgür ve özerk kentler yaratmayı  hedfliyoruz” diyerek birer maddelerle açılımlarını yapıyor



“Sevgikent (Barışın ve insanlığın kenti.) Halkkent ( Halkın yönetimde fiili etkinliği, toplumsal örgütlenme ve halk sektörünün geliştirilmesi.) Bilimkent ( Bilimsel projeler temelinde Üniversitelerle birlikte Ar-Ge ağırlıklı gelişme ve kalkınma çalışmaları.)

Doğalkent (Ekolojik dengenin gözetildiği, doğal beslenme ve yaşam ortamının sağlanması, ekoturizmin yaygınlaştırılması.) Kültürkent (Kültür ve sanat evleri kurulması, kent kimliklerinin oluşturulması, kültür turizminin yaygınlaştırılması.)
Hukukkent (Her kentte hukuksal alt yapının güçlendirilmesi, topluma hukuk devleti ilkelerinin benimsetilerek hakça bir yaşam ortamının güvence altına alınması.)
Üretenkent (Bölgesel özellikleri önde tutularak herkesin iş ve ekmek sahibi olması, ülke ekonomisine katma değer yaratmasının sağlanması.) Güneşkent (Kentlerde doğal, temiz, insan yaşamına uygun enerji türlerini üretmek, doğal enerji sistemleri kurmak, güneşten yaşamın ve üretimin her alanında yararlanmak.) Kırkent (Tarımsal üretimin bitirildiği yerler başta olmak üzere kırsal alanların yeniden ihyası, insana kavuşturulması, köye dönüşün çekim merkezini yaratmak.) Teknokent (Özgün ve yerli teknolojilerin geliştirilmesi, üretilmesi, yaygınlaştırılması, dünya ile rekabet gücüne kavuşturulması ve ülke ekonomisine katkısının sağlanması.)” şeklinde özetledi.
Eğitim konusuna 1 öğrenci 1 öğretmen cevabıyla eğitime verdiği değeri bildirdi.

Geçmiş dönem Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak ile yaptığımız söyleşide hiç hız kesmeden Avcılar’daki takip etdiğimiz başarıları DSP taşıyacağı çok yüksek seviyede ivme kazandıracağı izlenimini verdi. 


yilmazparlar@yahoo.com



10 Eylül 2019 Salı

2. Midyat Kültür ve Sanat Festivali-Yılmaz parlar

Midyat Festival Perde Arkası

Festivaller Proliferatif mi yoksa gelişen mi?

2. düzenlenen festivalde, hedef Midyat yaratıcıların çok yönlü yeteneklerini keşfetmek ve vurgulamak ve tarihsel olarak yine yöreye ve tüm topluma kazandırmak.



Festival boyunca, yerel toplumun sahip olduğu işletmelerin yanı sıra çeşitli kültürel ifadelerini gösteren aktivasyon içeren bir zanaat ve gıda pazarına sahip olmayı hedefliyen organizasyon iyi niyetiyle bir festivale imza atdı.




Konfetiyle açılan, görkemli havaii fişek gösterimiyle noktalanan, akşamları zengin repertuarlı her kültürün kendine has özelliklerini içeren müzik şöleninine dönüşen festival, inanılmaz yüksek seviyede katılımıyla halkın yoğun ilgisi, yerinde bir organizasyon olduğunun ve başarısının göstergesiydi.




Sanat festivallerinin değişen rolü, kent turizmi ve kültür politikası

Sanat festivalleri kültür politikasıyla kent turizminde gelişme gösterirken, daha dengeli politika yaklaşımlarına doğru istikametini belirler.



Bu nedenle Midyat Kültür sanat festivali üzerindeki kadim medeniyetlerin zengin mirasını ve kültürel katkılarını onurlandıran bir kutlama oldu. 




Bir dizi neoliberal, kültür öncülüğünde kentsel dönüşüm stratejileri çerçevesinde çerçevelenmiş sanat festivalleri, şimdi şehir turizmi ve kentsel politika yapımcılığının temelini oluşturur.

Bir dizi tutarlı hedef ve politika çerçevesine duyulan ihtiyaç hayati öneme sahiptir. Şehirlerin şehir sanat festivalleri için kapsamlı, bütünleşik politika oluşturma konusunda normatif bir şekilde yer alması arzulanır. Festivallerinin kentsel bağlamlarda kültürel politika ve turizm politikası, hedeflerini nasıl daha ileri götürmesini araştırmak için çeşitli bozulmuş, yozlaşmış literatürü eleştirel bir şekilde gözden geçirmek gerekmektedir.



Sanat festivalleri, daha sürdürülebilir, yıl boyu sürecek, üretken kültürel faaliyetlerin geliştirilmesine doğru atılmış ilk adımdır.




Festivalin geliştrilmesyle birlikde kendine has mimari yapısıyla dünya harikası Mardin ve Midyat böylelikle popüler mimariyle bozulmuş durumda olan dokusunu kazanır umudundayız.

Yürekler acısı çirkin kentleşmeden üzülerek Mardin ve Midyat’da nasibi almış. Umarız ilgililer, önce dur diyerek sonra da çirkin yapıyı iyileştirerek kendine has mimari dokuyu tekrar eskisi gibi kazandırır.



6-8 Eylül 2019 tarihleri arasında gerçekleşen Midyat Kültür ve Sanat Festivali mahalli davullu zurnalı yürüyüş kortejiyle festival alanına gidilmesi saygı duruşu, istiklal marşıyla başladı.

Festivale katılan Kültür Ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, 2019 yılının ''Göbeklitepe yılı'' ilan edilmesiyle Şanlıurfa'nın yanı sıra Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde turizm hareketliliğinde büyük artış kaydedildiğini, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin tarihi, kültürel, doğal ve gastronomik unsurlarının bir bütün halinde yerel ve geleneksel değerler olarak turizmin hizmetine sunulduğunu, bu kapsamda, Mardin ve Midyat'ın zengin tarihi ile kültürel değerleri önemli turistik bir potansiyel olarak öne çıktığını söyledi.



Adalet Bakan Yardımcısı Şaban Yılmaz da taş konakları, kemerli geçitleri, camileri, kiliseleri ve manastırları gibi birçok kültüre ve medeniyete ev sahipliğinde bulunan Midyat'ta kardeşliği beraberliği sürdürmek için çalışmalıarı ve gayret göstermeleri gerkediğini vurguladı.

Mardin Valisi ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Yaman göreve başladığında Mardin'in huzura kavuşacağına dair söz verdiğini, huzura kavuştuğunu sürdürmek istediklerini ifade etdi.

Midyat kültürün oluşturduğu standlar protokol tarafından gezildi, bilgi alındı.


yilmazparlar@yahoo.com

28 Temmuz 2019 Pazar

Bakan, Ben Vatanseverim-Yılmaz Parlar

Bakan, Ben Vatanseverim

Vatanseverliğim ve insanlığım şerefimdir, Bakan…

“Beş para etmez insanlarsınız” diyen” Bakan…
“Nedir Bu Yunan hayranlığı, gidin orada yaşayın” diyen Bakan…
Ben Kıbrıs Gazisiyim…Yunanlılara karşı savaştım. Ankara’dan savaş madalyam gelecek… Ben Yunan hayranı değilim... 

Bakan seviyesinde Diplomatlık yapan Bülent Akarcalı İzmir’lisin, Kız Kulesi açılışında gururla oynıyacağın zeybek oyunu yerine, neden Yunan oyunu sirtaki oynadın…

Ben Folklorcuyum…Aslanlar gibi gençliğimde zeybek ve diğer Anadolu halk danslarını, yerli yabancı seyirci önünde gururla oynadım… Diğer kültürlerin oyunlarını danslarınıda oynarım benim böyle bir takıntım yok…


Ayrıca “Beş para etmez insanlarsınız” hakareti basın mensupları için mi ? dedin, Evrensel değerlerlerle milli turizme fayda sağlıyacak karşılaştırmalarla doğruyu bulacak kimselere mi?  dedin…


Beş para etmez ben kendime düşeni söyliyeyim.. İki Fakülte ve Turizm Kültür üzerine yüksek lisans master yapdım ben, Bülent Akarcalı…


80 den fazla ülkeye en az 5’er,  6’ar, yakın coğrafya  20-30 seyahat, her şehrin tüm müzelerine sanat galerilerine ziyaret…Her birinde çekilen fotoğraflarım mevcutdur.


Bülen Akarcalı siyasi hayatında gitdiği ülkedeki ziyafet masası haricinde, hangi bir ülkeyi benim gibi inceledi…Turizm demek kültür sanat demekdir. Bülent Akarcalı 6 ay kadar, Turizm Bakanlığı yaptı. Hangi icratını gördük.. Hedeflere ulaşan, rasyonel ve etkin turizm politikası mı üretdiniz..

Turizm çok boyutlu 6 ay Bakanlık yaparak öğrenilmiyor. 

Özel veya sosyal aktörlerle işbirliği yaparak, bir dizi eylemlerle yol alınır.

“Beş para etmez insanlarsınız” sözü, yurtdaşına böyle yaklaşım, bu söylem Dünyanın en elit en seviyeli politik diplomatlarından, kırık not alır.

Emekli bir subay olarak ve iş hayatında yaptığım çok yüksek seviyedeki ihracatla ödül alan ben, Devlet yetkililerine ve hele Bakanlık yapan kimselere belirli koşullarda saygılıyımdır. Ancak bana sen diye hitap etdiğin için bende siz diyemiyorum…


Gelelim konumuza; Gastromi Turizmin Derneğinin yazılı ve sözlü daveti üzerine Sarıyer Bahçeköy Gastronomi köy projesine destek için gitdim. Bülent Akarcalı, Derneğin içindeki konumunu bilmiyorum.


Derneğin Bursa Temsilcisi ve Hatay temsilcisini haberde resimleri olsun diye organik sebzeler fidanlığı önünde, onların fotografını çekerken, Bakanım buyurun diye davet etdim. Resimlerinizi çekdim.


Hatay temsilcisi Hatay Mozaik müzeden bahsedince, çok iyi bildiğim müze çok değerli mozaik koleksiyonda dünya birincisi veya ikincisi, sikke koleksiyonda dünya üçüncüsü.. Müze başka bir ülkede olsa dünyanın turistini oraya taşır dedim…


Bülent Akarcalı’ya demedim… Hatay temsilcisine söyledim… Sen ne yaptın  “Nasıl insansın, bu nasıl hayranlık” Ben önce şaka sandım…

Sahada performansıyla varlık gösteremiyen tribünlere oynayan şovmenlik yapan sporcular gibi bağırmaya başladın…Milliyetci vatanperver tavır takınarak devam ediyorsun..Bakanım Sevgi başka takdir başka dememe rağmen…”Beş para etmez insanlarsınız..” Bakanım ben hakaret etmiyorum diyorum…Devam…

Ama ben diyorumki; Ben beş para etmiyorum ama, Bakan, sen beş paradan fazla edersin...


Anavatan- Doğruyol parti mensupları olarak birbirinize yapmış olduğunuz hakaretleri unutmadık. Hakaret etmeye alışmışsınız.


Rahmetli Turgut Özal’ın vizyonel şemsiyesi altında olmanıza rağmen, İmkanları varken icraat yapamıyan elbetde başkasını suçlar.


Başarısız iki kısa süre 6’ar ay Bakanlık yapan Bülent Akarcalı, Müzeler turizmin ruhudur, Evrensel değerlendirmek, tartışmaya açmak milli çıkarlar için olması gerekendir.


Özellikle kültürel turizm söz konusu olduğunda disiplinlerarası ve kapsamlı yaklaşımla iletişim kurarak gözlemlerini, entelektüel kimlik düzeyinde problemi konuşma ve tartışabilme iletişim kültürüdür.


Kültür, eskiden beri, birleşmiş insanları, birbirlerini daha iyi anlamalarına izin veren birleşmiş bir insan faaliyet alanıdır. Turizm  yelpazesinde fikirler evrenseldir.


Yunanistan’da Meteora diye bir yer, her an en az 300 adet turist otobüsü, biri gidiyor, biri geliyor. Öyküsünü iyi anlatıyor. Göbekli tepe neolitik devrine yeni boyut getirdi. Gelen turist sayısına bak..Nemrut Dağı yineliyorum başka ülkede olsaydı…Turist kaynardı…


Türkiye’nin hedeflediği turist sayısına tek başına Paris şimdiden neden sahip, demir yığını Eiffel kulesini görmek için değil. Fransa’da tarihi 17. yüzyıla dayanan kültür politikaları, anayasa ile güvence altında. Sanatçılar için sosyal koruma ve herkesin kültüre erişimi bu politikaların en önemli iki unsuru…

Paris Şehir Tiyatrosu yılda 424 temsil yapıyor, 250 bin kişiye ulaşıyor. Toplam bütçesi 14 milyon avro, bunun 10.5 milyonunu Paris Belediyesi karşılıyor.
Fransa’da kültürel faaliyetlere ayrılan devlet bütçesi 4 milyar avro. Bu, toplam bütçenin yüzde 1.5’i ediyor. Yerel yönetimler de benzer meblağlar aktarıyorlar; çünkü kültürel faaliyetlerin bütçesi, merkezi ve yerel yönetim tarafından eşit olarak paylaşılıyor. Özel sektörün desteği yüzde 0.1 ile sınırlı.
Devlet, temsillerin düzensiz aralıklarla yapılmasından zararın giderilmesini ve işsiz kalan sanatçıların korunmasını sağlıyor. Bir yıl içinde 900 saat çalışan sanatçılar işsizlik ödeneğinden yararlanıyor.
Devlet 5 ulusal tiyatroyu, 39 bölgesel tiyatroyu, 69 ulusal sahneyi, 627 tiyatro topluluğunu, 19 çağdaş dans merkezi ile 258 koreografi grubunu destekliyor.
Tiyatrolar KDV’den muaf tutuluyor. Ama devlet tiyatrolara verdiği sübvansiyonlar üzerinden o vergiyi mahsup ediyor. Tüm bu sanat kültür etkinlikleri turizmi dinamik tutuyor.

Gelelim gastronomiye; İtalya’dan örnek, İtalya devleti her yıl yurt dışında hizmet veren bir restaurant'ına normlara uymak koşuluyla kalite sertifikası vermektedir. Union Camere (Odalar birliği) -Fipe iş birliği, Isnart desteği ve Ticaret Odası tarafından düzenlenen, İtalya Sertifika komitesi tarafından değerlendirme yapmaktadır. Adayların kabuluyle başlayan organizasyon uzun bir süreç almaktadır.


Yurt dışında faaliyet gösteren italyan restaurantları bu sertifikayı alabilmek için en üst seviyeye kalitelerini taşırken birbirleriyle ile rekabet içindeler..

Ödülü hak etmek için, ödülü almanın kriterleri İtalya da yetişmiş, yada eğitim görmüş aşçı ve personellerinin olması. İtalyan peynirleri, makarnaları ve  zeytinyağı ile olmazsa olmazlarından İtalyan şarapları bulundurması ve İtalyan lezzetlerini yansıtmasıdır.

Fransa Le Cordon Blue, İsviçre Glion’dan söz edersek örnek alırsak, gözlem yaparsak beş para etmiyen insan mı olacağız…


Yabancı ve yerli Basın mensubu olarak. Sayısız zirvelere, kongrelere, Seminerlere, festivallere, katılarak tüm sektörleri geniş bir ufuk görüşüyle temel değerleri aktarmaya çalışan konumuz olan sadece turizm sektöründe binden fazla bilgi içeren yazılarım var. Diğer sektörlerle birlikde yazılara yorum bilgi birikimden ekleme yaparak ışık tutarak fayda sağlamaya çalışıyorum…



Hürriyet Gazete ve NTV 6 Ekim 2000 Gazete arşivi


Evet Bülent Akarcalı , “... ANAP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Akarcalı'nın isteği üzerine, Akarcalı ile S……S……. "Grup Leandros"un müziği eşliğinde kısa bir süre sirtaki yaptılar.” Neden Zeybek Oynamadın…Yunan Hayranı Kim….


Evrensel Gazete 01 Şubat 2009 Bülent Akarcılı’nın Küfürlü alıntı


“Bülent Akarcalı, ANAP’ın anlı-şanlı günlerinde Sağlık Bakanlığı koltuğuna da oturmuştur, Turizm Bakanlığı koltuğuna da. Ve her iki görevinde de, birbirinden değerli ve veciz sözlerle kendi üstün kalitesini Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına duyurmuştur.

İlk bakanlığı döneminde, Mehmet Keçeciler’in (ki o da unutulmaz bir Büyük Türk Büyüğüdür, üstelik çok müslümandır.) Bakan olma olasılığı ortaya çıkmıştı. Bülent Akarcalı hemen uhrevi açıklamasını yapmıştı: Eğer o Bakan olursa, T….larımı keserim.’
Ve Mehmet Keçeciler de Bakan olmuştu. Değerli Büyük Türk Büyüğü Bülent Akarcalı’ da Bakanlık koltuğundan kibarca uzaklaştırılmıştı.” ….Yazının devamı çok daha vahim…


Evet Bülent Akarcalı, Yasal haklarımı kullanmak üzere saklı tutuyorum…


yilmazparlar@yahoo.com


14 Temmuz 2019 Pazar

Fransa bağımsızlık günü -Temmuz 2019-Yılmaz Parlar

Yaşasın Fransa–Yaşasın Türkiye

Fransa bağımsızlık günü ve Fransa- Türkiye Türk Dostluğu


Fransa’nın 14 Temmuz Bağımsızlık gün kutlamaları kapsamında Fransa’nın Türkiye Büyük Elçisi Charles Fries “Yaşasın Fransa–Yaşasın Türkiye- Türk Dostluğu” sözleriyle noktaladığı konuşmasında; “Aynı zorlu konularla karşı karşıya bulunduğumuzdan birlikde yakinen çalışmaya gerçekden her zamankinden daha çok ihtiyaç duymaktayız.”dedi



Fransa’nın 14 Temmuz Bağımsızlık gün kutlamaları kapsamında, İstanbul Fransız Saray’da Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Bushwalter eşi Sülün Akyurt Bushwalter ev sahipliüinde, Türkiye Büyük elçisi Charles Fries ve eşi Helene Fries katılımıyla, resepsiyon gerçekleştirildi.


Resepsiyona yabancı Elçiler, Konsoloslar konsolos temsilcileri, Din Temsilcileri, siyaset, iş, sanat dünyasının önde gelen isimleri, akademisyenler, yüksek rütbeli yerli yabancı subaylar, elit çok sayıda seçkin davetli katıldı.



İki ülkenin Milli marşları çalınmasının ardından, 

Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Bushwalter yaptığı konuşmasında “Fransa’nın Türkiye Büyük elçisi Charles Fries ve eşi Helene Fries ile sizleri burada eşim ve ben ağırlamakdan mutluluk duyuyoruz.” Dedi. İstanbul’un gücünün ve enerjisinin çeşitlilikden ve farklılıklardan kaynaklandığı ima eden sözleriyle iki ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel ilişkilerini açıkladı. 

Türkiye'nin Fransa için vazgeçilmez ve önemli stratejik bir ortak olduğunu her platformda dile getiren, Fransa’nın Türkiye Büyük elçisi Charles Fries “Bu resepsiyon her yıl olduğu gibi Fransa’yı Türkiye’ye ve Napolyon’un “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu”dediği bu efsane şehir İstanbul’a bağlayan ilişkilerin çok uzun geçmişini gücünü ve zenginliğini kutlamak için vesiledir.” sözleriyle İstanbul’a verilen değeri dile getirdi.


Büyük elçi Fries“Türkiye’nin Fransa için ne denli bir müttefik ve elzem bir stratejik ortak olduğunu hatırlatmak isterim. En son Osaka’da G -20 zirvesi marjında bir araya gelen Cumhurbaşkanlarımızın 2017 yılından bu yana kurdukları düzenli yoğun ve açık sözlü diyaloğun nedeni budur. Geçtiğimiz ay Fransa Dışişleri Bakan’ın Ankara’ya yaptığı ziyaretin de göstermiş olduğu gibi hükümetlerimiz arasındaki mütemadi teatilerin de anlamı budur.”şeklinde stratejik ortaklığı vurguladı.




Elçi Charles Fries “Aynı zorlu konularla karşı karşıya bulunduğumuzdan birlikde yakinen çalışmaya gerçekden her zamankinden daha çok ihtiyaç duymaktayız. Ortak güvenliğimizi daha iyi bir şekilde sağlamak ve terörizme karşı durmaksızın mücadele etmek için Suriye’de siyasi bir çözümün ortaya çıkmasını desteklemek ve daha genel anlamda yakın ve Ortadoğu’nun içinde bulunduğu muhtelif gerginlikleri azaltmak için. Avrupa’ya yönelik göç akışlarını kontrol altında tutmaya devam etmek ve Türkiye ile birlikde bunun yükünü daha iyi paylaşmak için. Ve son olarak, Fransız şirketlerinin, hala hatıra saylır bir gelişme potansiyeline sahip bir Pazar olan Türkiye’deki mevcudiyetlerini ileriye taşıma ve Fransa’ya daha çok yatırımcı çekme iradesiyle ülkelerimiz arasındaki ekonomik ortaklıkları pekiştirmek için.”  Stratejik ortakık ilişkilerin önde gelen maddelerin nedenlerini sıraladı.


Fries “Hepimizin malumu Türkiye son yıllarda, istikrarı ve güvenliği açısından oldukça zor sınamalardan geçti. Son seçimler aynı zamanda bu ülkedeki demokrasinin gücünü ve canlılığını ortaya koymuştur. Bu bağlamda Fransa’nın Avrupa’ya çıpalanmasını pekiştiren tüm siyasi, ekonomik ve sosyal reformları ve bu ülkede demokratik değerlerin ve hukuk devletinin daha ileri taşınmasını sağlayan tüm gayretleri desteklemek üzere Türkiye’nin yanında olmaya devam edeceğini bu akşam bir kez daha ifade etmek isterim.” Dostluk iyi niyetini belirtdi.


Fransa’nın Türkiye Büyük elçisi Charles Fries geceye iştirak eden tüm yurtdaşlarını en kalbi duygularla selamlamak istediğini belirterek, “Hepiniz kendi faaliyet alanlarınızda, Fransa ve Türkiye arasındaki bu güzel ilişkiye her gün katkı sağlayan aktörler, ülkelerimiz arasında var plan çok güçlü insani bağların canlı örneklerisiniz. Bu sebeple sizlere teşekkürü bir borç biliriz.” Dedi ve

kutlamalara destek veren çok sayıdaki şirketlere, sponsorlara, resepsiyonu düzenleyen Büyükelçilik ve Konsolosluk çalışanlarına şükranlarını sundu.



İstanbul Ermeni Patrikhanesinin kaymakamı Episkopos Sahak Maşalyan’dan, Patrik Mutafyan'ın ölümünden sonra işlemeye başlayan patrik seçimleri hakkında bilgiler aldık.

Türkiye İstanbul SKAL Kulübü yönetim Kurul üyeleri Genel Sekreter Can Arinel ve Selma Tatar’dan Fransa Türkiye turizmi üzerine sohbet sürdürdük. Seyahat acentalarıyla yoğunlukla Fransa’dan turist gruplarını getiren Can Arinel ve Selma Tatar yine Fransız Kültür Merkezi Yönetici Asistanı Saadet Ersin’e grupların artacağı söylediler.  SKAL Kulübü yönetim Kurul üyesi Genel Sekreter Can Arinel istanbul’da yapılacak kongre için anlaşmalarını tamamladığını söyledi.

Tüm gece boyunca müzik dans eşliğinde davetliler lezzetli fransız mutfağın özelliğini taşıyan yemekleri, içecekleri tadarak keyifli saatler geçirdiler


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre geçen yıl Türkiye’yi 46,11 milyon kişi ziyaret ederken söz konusu rakam İstanbul için 12 milyon 355 bin 122’ydi. 2018’de Türkiye’ye gelen turistler 29,51 milyar dolarlık harcama yapmıştı.

Fransa'dan gelen turist sayısı artarak yaklaşık 580 bin civarında. Fransızlar kültür turizmine, doğa yürüyüşlerine ve gastronomiye önem veren bir turist profiline sahiptir.
Türkiye'de bulunan yaklaşık  500 civarında Fransız şirketin yaklaşık 100 binden fazla istihdam sağlamaya devam etmektedir.Türkiye ve Fransa arasındaki mevcut yaklaşık 14-15  milyar dolarlık ticaret hacmin hedefi 20 milyar dolar.   

yilmazparlar@yahoo.com


21 Nisan 2019 Pazar

DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği-Engin Yakut'a destek-Yılmaz Parlar



Biz Diplomatlar İtfaiyeciyiz


DMW Uluslararası Diplomatlar Birliğin Onursal Başkanı Büyükelçi Günther Meinel, Türk İş adamı ve avukat Engin Yakut’un İngiliz otomobil devi Land Rover’a karşı verdiği 7 yıllık hukuk mücadelesini desteklemek adına düzenlenen, Basın toplantısında  “Biz Diplomatlar İtfaiyeciyiz, Nerede bir yangın varsa, söndürmek için oraya koşarız.” Dedi.




Ferhat Bozçelik’in Genel Başkanı olduğu DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği, 18 Nisan 2019  Perşembe günü Renaissance Istanbul Polat Bosphorus Hotelde Türk İş adamı Engin Yakut’un İngiliz otomobil firmasına açtığı davaya destek vermek adına basın toplantısı gerçekleştirdi.


Dünyanın ilgi odağında olan davaya dışardan bakış; 


Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki gerginlikler, son yıllarda Orta Doğu göçü, Avrupa içindeki Türklerin seçim kampanyası ve AB’nin Orta Asya ülkesi için durma noktasına gelmesiyle alevlendi. Siyasi stres şimdi tüketici arenasına taşındı.


Verilen bilgilerin özetinde; Engin Yakut, yedi yıl önce İngiliz otomobil üreticisi Land Rover aleyhinde bir dava açtı ve bir araçtaki üretim kusurlarını, satın alınmasından haftalar sonra motor hasarına yol açtığını iddia etti. Bir Türk araç distribütörü, şanzımanı motora bağlayan bağlantı elemanlarının fabrikada yeterince sıkılmadığını, bu da davada sunulan belgelere göre 'yaşamı tehdit edici risk' yaratmalarını sağladı. Yakut , Land Rover'dan birçok kez değişiklik istedi, ancak görmezden gelindi.

Land Rover Avukatları, mahkemenin bir İngiliz şirketi üzerinde yargı yetkisi olmadığını ve fabrika kusurları iddiasının gerçekleşmediğini ve tahrif edildiğini ilan ederek Türkiye'deki tüketici mahkemelerinde açılan davaya cevap verdi.


Yetkili iddialara rağmen, geçtiğimiz günlerde bir Türk mahkemesi yedi yıl süren yasal bir savaşın ardından  Land Rover'a aracın maliyetini ve tazminat ödemesine karar verdi.


Basın Toplantı moderatörlüğünü Başkan Yardımcısı Musa Karademir üstlendi.  Avrupa Birliği Adalet Divanı, AB Komisyonu, AB Parlamentosu ve AB Rekabet Kurumu’nada taşınan davaya destek vereceklerini belirten Musa Karademir DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkanlığına yeni seçilen Ferhat Bozçelik’e konuşmasını yapması için sözü bırakdı.


Ferhat Bozçelik her ne kadar Genel Başkan olsamda

Türk dostu “Uluslararası Diplomatlar Birliğin Onursal Başkan Büyükelçi Günther Meinel her zaman başkanım olacakdır” dedi.

Başkan Bozçelik, “Sadece Türk iş adamımız değil Tüm kullanıcıların hayati önemini kapsayan, haklı bir davanın destekcici olacağız,” anlamındaki sözlerle kısa bir konuşma gerçekleştirdi.


Her platformda Türklere olan sevgisini, dostluğunu dile getiren Onursal Başkan Büyükelçi Günther Meinel ilginç sözleri yine aynı frekansda övgü doluydu. Her hangi bir Haksızlığın, ülke ve ülke insanına yapılmasını sindiremediğini ve her zaman destekcisi olacağını ifade etdi.


Büyükelçi Günther Meinel “Bir Türk’ün, dev otomobil firmasına karşı olması, Avrupa için büyük bir örnek. Davayı kazanması büyük başarı” dedi.


Onursal Başkan Gunther Meinel, “Türkiye’den gelen başvurular ciddiye alınmıyordu. Bu dava, çalışkan ve detaylı Türkler olduğunu gösteriyor.  Engin Yakut, şu anda Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunu bütün dünyaya duyurmuş oldu. Türkiye’yi ciddiye alın ki problem olmasın. Biz Türkiye ile dost olarak yaşamak istiyoruz” şeklinde dostluk mesajını bir kere daha verdi.




Engin Yakut, “Biz bir araçla yola çıktık. Sonra baktık ki binlerce motor ve şanzuman arızalı binlerce Range Rover var. Türkiye’de sadece 2013 model değil, diğer yıllardaki bütün modellerde de seri hata olduğunu tespit ettik. Gümrük Bakanlığı’ndaki belgelere göre 2 bin 200 civarında motor ve şanzıman ithalatı yapılmış. Bu rakamlar gösteriyor ki motor ve şanzımanda seri hatalar var. Ticaret Bakanlığı müfettişleri, Türkiye Distribütöründe soruşturma başlatırlarsa, arızaları tespit edebilir ve aracın ithalatını durdurabilirler. Onursal Başkanımız Meinel’ın beyan ettiği gibi Avrupa’da da 8 bin 600 civarında benzer motor ve şanzıman arızalı araçlar var. Avrupa Adalet Divanı da konuyla ilgili inceleme başlattı. Land Rover Company bu seri arızaları kabul etmediği müddetçe maalesef çok büyük manevi zararlar görür. CEO, kamuoyuna açıklama yapmalı ve Range Rover Vogue SUV’lar, ‘Geri Çağrılmalı’, biz bu davayı dünyadaki bütün tüketicileri temsilen açtık, motor arızalı araçların trafikte olmaları bütün insanlar için tehlike oluşturmaktadır. Bu durum, bir insan hakkı ve tüketici hakkı ihlalidir. Avrupalı cesaretli Savcılarda Soruşturma başlatmalı” açıklamalarda bulundu.


Basın mensupların soruları üzerine;  İş adamı kazanacağı tazminat bedelini toplumsal sorumluluk projelerinde kullanabilmesi için DMW’nin belirleyeceği projeye el değmeden devredeceğini son söz ılarak söyledi.


yilmazparlar@yahoo.com

17 Nisan 2019 Çarşamba

Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu-Yılmaz Parlar


Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu


Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2019, Üst Düzey Katılımcılar İle Gaü’de Gerçekleşti

Türk Asya Stratejik Araştırma Merkezi (TASAM) & Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) ve Girne Amerikan Üniversitesi(GAÜ) ile Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) işbirliğinde, “Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz” ana teması ile Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu düzenlendi.



Açılış konuşmalarını; TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY, Girne Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutsal ÖZTÜRK, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur ÖZGÖKER, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Yılmaz YILDIRIM, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat YAYCI gerçekleştirirken, Foruma, üst düzey devlet yetkilileri de katılım gösterdi.



Ana teması “Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz” olarak belirlenen formun alt temalarında; Türkiye ve KKTC’nin günümüz ve geleceğinde hayati önem taşıyan; “Yeni Denizcilik ve Deniz Güvenliği Ekosistemi”, “Türkiye Denizcilik Ekosisteminin Geleceği ve Vizyonu”, “Türk Deniz Kuvvetlerinin Yapılanması ve Kuvvet Dağılımı/Kuvvet Odaklanması”, “Yunanistan’ın Ege’deki Askerî Faaliyetleri ve Adaların Güvenliği”, “Münhasır Ekonomik Bölge Tartışmaları ve Deniz Hukuku İhlalleri”, “Deniz Güvenliğinde Çevreci Politikaların Yeri ve Önemi”, “Türk Deniz Ticaretinin Geldiği Son Durum ve Sektörel Analizler”, “MİLGEM ve Deniz Güvenliğine Yönelik Savunma Sanayii Çalışmaları”, “Türkiye’nin Gemi İnşa Yetenekleri ve Tersanecilik”, “Türkiye Limanlarının Hinterlandı ve Büyüme Planları”, “Deniz Turizminin Ülke Ekonomisindeki Yeri ve Önemi”, “Kerç Boğazı Krizi Sonrası Karadeniz’in Güvenliği”, “Kardak Krizi Sonrası Ege Denizi Güvenliği ve Agresif Söylemler”, “Türkiye’nin Egemenlik Alanlarındaki ‘Oldu-Bittiler’”, “Doğu Akdeniz’de Enerji Arzı Güvenliği ve Rekabetin Yeni Ekosistemi”, “Türkiye’nin Derin Deniz Sondaj Yetenekleri” ve “Kıbrıs’ta Bir Türk Deniz Üssü İnşası Tartışmaları” konuları yer aldı.




Forum katılımcılardan Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Gökhan Ak açılış konuşmasında bu tür faaliyet gösteren etkinliklerin önemini vurgulayarak; ‘‘ Bu tarz etkinlikler ihtiyacımız olan, asli olarak başa almamız gereken türdendir. Bu etkinliğin düzenlenmesinde katkısı geçen herkese teşekkür ederim ‘’ dedi.


Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, bu forma özellikle katılmak istediğini ve etkinliği düzenleyenlere teşekkür ettiğini vurgulayarak; ‘‘Forum büyük bir anlam ifade etmekle birlikte büyük bir soruya da cevap vermektedir. Türkiye sadece karalarıyla değil, denizleriyle ve onun üstündeki hava sahasıyla bir vatandır. Elbette yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bizim çok önemli bir parçamız arasında yer alıyor’’ ifadelerini kullandı.




Yaycı, Türkiye Cumhuriyeti’nde ve Türk milletinde kavram oturtmaya çalıştıklarını belirterek, medyada denizcilik bağlantılarının doktrinini oluşturmanın önemini ve çok ciddi bir deniz güvenliği ihtiyacının olduğunu vurguladı.


Tümamiral Cihat Yaycı, deniz jet pilotları yetiştirmeye başladıklarını ve Türkiye’nin bu tür sahaların oluşumuna ve genişlemesine destek veren ülkelerin başında geldiğini belirtti.

TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, deniz gücü olabilmenin devletin ve toplumun denizcileşmesine bağlı olduğunun altını çizerken;  “Türkiye’de denizcilik gücüne yönelik farklı perspektif ve konularda dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşları faaliyet gösterse de, denizcilik gücünü analiz ederek denizcileşmeye katkıda bulunacak; kapasite üretenlere, girişimcilere, yatırımcılara ve karar vericilere bilimsel seçenekler sunabilecek; deniz jeopolitiği ile denizcilik gücünün tüm alanlarını bir arada değerlendirebilecek düşünce kuruluşlarına ve kurumlara ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve diğer ülkeler arasında “Denizcilik temalı ağlar” oluşturulması yönünde akademik katkı sağlamanın önemini vurgulayan Şensoy; denizciliği ilgilendiren her alanda bölgesel, kıtasal ve küresel gelişmeleri takip ederek uluslararası ilişkiler, savunma, güvenlik, ekonomi, hukuk ve sosyo-kültürel politikalara yön verecek akademik telkinlerde bulunmanın hedeflenmesinin gerektiğini belirtti.


Girne Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutsal Öztürk; ‘‘Biz varlığımızı hak etlerimizi her zaman savunacağız ve o inançta olduğumuzu tekrar etmek isterim. Bu Forumu düzenleyen herkese teşekkür ederken, Forum öncesinde Büyükelçimizin bu vatan topraklarının ne kadar güzel olduğunu söylemesi, kimseye verilmemesi gerektiğini belirtmesine nazaran bizlerde bu toprakları her zaman koruyacağız” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker; “Girne Amerikan Üniversitesi’nin kardeş üniversitesi olan Kıbrıs Amerikan Üniversitesi’nin kuruluş amaçlarından biri diplomasi ve uluslararası ilişkiler. Çünkü dünyanın son bölünmüş ülkesinde ve Dünya Diplomatlar Birliği’nin de katkılarıyla oluşan bir üniversiteye sahibiz. TASAM Başkanı Süleyman Bey’e bu imkanı bize verdikleri için çok teşekkür ederiz ve denizciliğe verilen bu katkılarla her zaman yanlarında olacağımızı belirtmek isterim’’ dedi.

yilmazparlar@yahoo.com

22 Şubat 2019 Cuma

Uluslararası Göç ve Mülteci Krizi-Yılmaz Parlar Haberi

Uluslararası Göç ve Mülteci Krizi

Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker' İn "Uluslararası Göç ve Mülteci Krizi" Başlıklı Yeni Kitabı Der yayınlarından çıktı. 


 Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker, Gözde Doğan ile birlikde hazırladıkları kitap hakkında “Bu çalışma ile mültecilerin dünya çapında zorlu yaşam şartlarına karşı uluslararası duyarlılığın artmasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra;  4 milyonuna yakını Suriyeli olmak üzere 5 milyondan fazla göçmen, kaçak işçi, vatansız gibi insanın barınma, sağlık, eğitim ve güvenlik sorunlarıyla ilgilenmek ve başta ABD olmak üzere dış güçlerin organize ettiği suni ekonomik krizlerin üstesinden gelmeye çalışmasına rağmen bir de mültecilere on milyarlarca Euro para harcama yapmak zorunda kalan ancak başta AB olmak üzere gelişmiş batılı ülkelerin vaat etmelerine ve Türkiye ile uluslararası anlaşmalar akdetmelerine rağmen sözlerini tutmayıp mültecilerin bütün maddi külfetlerini ve yarattıkları sosyal problemleri Ülkemizin üstüne yıkmaları sorununu akademik çalışmalar sayesinde uluslararası kamuouyunun dikkatine getirmeyi amaçladık.” dedi




Amaçların yanı sıra diğer bir yönüyle “ Bu çalışma sayesinde mültecilerin tarih boyunca yaşam kavgalarına, mevcut durumdaki yaşama şartlarına ve aslında devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla nasıl daha iyi durumda yaşayacaklarına dair yorumlar getirilebilmiştir.”şeklinde kitap hakkında yazdıklarını  özetledi.


yilmazparlar@yahoo.com