Yaşasın Fransa–Yaşasın Türkiye
Fransa bağımsızlık günü ve Fransa- Türkiye Türk Dostluğu
Fransa’nın 14 Temmuz Bağımsızlık gün kutlamaları kapsamında Fransa’nın Türkiye Büyük Elçisi Charles Fries “Yaşasın Fransa–Yaşasın Türkiye- Türk Dostluğu” sözleriyle noktaladığı konuşmasında; “Aynı zorlu konularla karşı karşıya bulunduğumuzdan birlikde yakinen çalışmaya gerçekden her zamankinden daha çok ihtiyaç duymaktayız.”dedi
Fransa’nın 14 Temmuz Bağımsızlık gün kutlamaları kapsamında, İstanbul Fransız Saray’da Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Bushwalter eşi Sülün Akyurt Bushwalter ev sahipliüinde, Türkiye Büyük elçisi Charles Fries ve eşi Helene Fries katılımıyla, resepsiyon gerçekleştirildi.
Resepsiyona yabancı Elçiler, Konsoloslar konsolos temsilcileri, Din Temsilcileri, siyaset, iş, sanat dünyasının önde gelen isimleri, akademisyenler, yüksek rütbeli yerli yabancı subaylar, elit çok sayıda seçkin davetli katıldı.
İki ülkenin Milli marşları çalınmasının ardından,
Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Bushwalter yaptığı konuşmasında “Fransa’nın Türkiye Büyük elçisi Charles Fries ve eşi Helene Fries ile sizleri burada eşim ve ben ağırlamakdan mutluluk duyuyoruz.” Dedi. İstanbul’un gücünün ve enerjisinin çeşitlilikden ve farklılıklardan kaynaklandığı ima eden sözleriyle iki ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel ilişkilerini açıkladı.
Türkiye'nin Fransa için vazgeçilmez ve önemli stratejik bir ortak olduğunu her platformda dile getiren, Fransa’nın Türkiye Büyük elçisi Charles Fries “Bu resepsiyon her yıl olduğu gibi Fransa’yı Türkiye’ye ve Napolyon’un “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu”dediği bu efsane şehir İstanbul’a bağlayan ilişkilerin çok uzun geçmişini gücünü ve zenginliğini kutlamak için vesiledir.” sözleriyle İstanbul’a verilen değeri dile getirdi.
Büyük elçi Fries“Türkiye’nin Fransa için ne denli bir müttefik ve elzem bir stratejik ortak olduğunu hatırlatmak isterim. En son Osaka’da G -20 zirvesi marjında bir araya gelen Cumhurbaşkanlarımızın 2017 yılından bu yana kurdukları düzenli yoğun ve açık sözlü diyaloğun nedeni budur. Geçtiğimiz ay Fransa Dışişleri Bakan’ın Ankara’ya yaptığı ziyaretin de göstermiş olduğu gibi hükümetlerimiz arasındaki mütemadi teatilerin de anlamı budur.”şeklinde stratejik ortaklığı vurguladı.

Elçi Charles Fries “Aynı zorlu konularla karşı karşıya bulunduğumuzdan birlikde yakinen çalışmaya gerçekden her zamankinden daha çok ihtiyaç duymaktayız. Ortak güvenliğimizi daha iyi bir şekilde sağlamak ve terörizme karşı durmaksızın mücadele etmek için Suriye’de siyasi bir çözümün ortaya çıkmasını desteklemek ve daha genel anlamda yakın ve Ortadoğu’nun içinde bulunduğu muhtelif gerginlikleri azaltmak için. Avrupa’ya yönelik göç akışlarını kontrol altında tutmaya devam etmek ve Türkiye ile birlikde bunun yükünü daha iyi paylaşmak için. Ve son olarak, Fransız şirketlerinin, hala hatıra saylır bir gelişme potansiyeline sahip bir Pazar olan Türkiye’deki mevcudiyetlerini ileriye taşıma ve Fransa’ya daha çok yatırımcı çekme iradesiyle ülkelerimiz arasındaki ekonomik ortaklıkları pekiştirmek için.” Stratejik ortakık ilişkilerin önde gelen maddelerin nedenlerini sıraladı.
Fries “Hepimizin malumu Türkiye son yıllarda, istikrarı ve güvenliği açısından oldukça zor sınamalardan geçti. Son seçimler aynı zamanda bu ülkedeki demokrasinin gücünü ve canlılığını ortaya koymuştur. Bu bağlamda Fransa’nın Avrupa’ya çıpalanmasını pekiştiren tüm siyasi, ekonomik ve sosyal reformları ve bu ülkede demokratik değerlerin ve hukuk devletinin daha ileri taşınmasını sağlayan tüm gayretleri desteklemek üzere Türkiye’nin yanında olmaya devam edeceğini bu akşam bir kez daha ifade etmek isterim.” Dostluk iyi niyetini belirtdi.
Fransa’nın Türkiye Büyük elçisi Charles Fries geceye iştirak eden tüm yurtdaşlarını en kalbi duygularla selamlamak istediğini belirterek, “Hepiniz kendi faaliyet alanlarınızda, Fransa ve Türkiye arasındaki bu güzel ilişkiye her gün katkı sağlayan aktörler, ülkelerimiz arasında var plan çok güçlü insani bağların canlı örneklerisiniz. Bu sebeple sizlere teşekkürü bir borç biliriz.” Dedi ve
kutlamalara destek veren çok sayıdaki şirketlere, sponsorlara, resepsiyonu düzenleyen Büyükelçilik ve Konsolosluk çalışanlarına şükranlarını sundu.
İstanbul Ermeni Patrikhanesinin kaymakamı Episkopos Sahak Maşalyan’dan, Patrik Mutafyan'ın ölümünden sonra işlemeye başlayan patrik seçimleri hakkında bilgiler aldık.
Türkiye İstanbul SKAL Kulübü yönetim Kurul üyeleri Genel Sekreter Can Arinel ve Selma Tatar’dan Fransa Türkiye turizmi üzerine sohbet sürdürdük. Seyahat acentalarıyla yoğunlukla Fransa’dan turist gruplarını getiren Can Arinel ve Selma Tatar yine Fransız Kültür Merkezi Yönetici Asistanı Saadet Ersin’e grupların artacağı söylediler. SKAL Kulübü yönetim Kurul üyesi Genel Sekreter Can Arinel istanbul’da yapılacak kongre için anlaşmalarını tamamladığını söyledi.
Tüm gece boyunca müzik dans eşliğinde davetliler lezzetli fransız mutfağın özelliğini taşıyan yemekleri, içecekleri tadarak keyifli saatler geçirdiler
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre geçen yıl Türkiye’yi 46,11 milyon kişi ziyaret ederken söz konusu rakam İstanbul için 12 milyon 355 bin 122’ydi. 2018’de Türkiye’ye gelen turistler 29,51 milyar dolarlık harcama yapmıştı.
Fransa'dan gelen turist sayısı artarak yaklaşık 580 bin civarında. Fransızlar kültür turizmine, doğa yürüyüşlerine ve gastronomiye önem veren bir turist profiline sahiptir.
Türkiye'de bulunan yaklaşık 500 civarında Fransız şirketin yaklaşık 100 binden fazla istihdam sağlamaya devam etmektedir.Türkiye ve Fransa arasındaki mevcut yaklaşık 14-15 milyar dolarlık ticaret hacmin hedefi 20 milyar dolar.
yilmazparlar@yahoo.com
Biz Diplomatlar İtfaiyeciyiz
DMW Uluslararası Diplomatlar Birliğin Onursal Başkanı Büyükelçi Günther Meinel, Türk İş adamı ve avukat Engin Yakut’un İngiliz otomobil devi Land Rover’a karşı verdiği 7 yıllık hukuk mücadelesini desteklemek adına düzenlenen, Basın toplantısında “Biz Diplomatlar İtfaiyeciyiz, Nerede bir yangın varsa, söndürmek için oraya koşarız.” Dedi.
Ferhat Bozçelik’in Genel Başkanı olduğu DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği, 18 Nisan 2019 Perşembe günü Renaissance Istanbul Polat Bosphorus Hotelde Türk İş adamı Engin Yakut’un İngiliz otomobil firmasına açtığı davaya destek vermek adına basın toplantısı gerçekleştirdi.
Dünyanın ilgi odağında olan davaya dışardan bakış;
Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki gerginlikler, son yıllarda Orta Doğu göçü, Avrupa içindeki Türklerin seçim kampanyası ve AB’nin Orta Asya ülkesi için durma noktasına gelmesiyle alevlendi. Siyasi stres şimdi tüketici arenasına taşındı.
Verilen bilgilerin özetinde; Engin Yakut, yedi yıl önce İngiliz otomobil üreticisi Land Rover aleyhinde bir dava açtı ve bir araçtaki üretim kusurlarını, satın alınmasından haftalar sonra motor hasarına yol açtığını iddia etti. Bir Türk araç distribütörü, şanzımanı motora bağlayan bağlantı elemanlarının fabrikada yeterince sıkılmadığını, bu da davada sunulan belgelere göre 'yaşamı tehdit edici risk' yaratmalarını sağladı. Yakut , Land Rover'dan birçok kez değişiklik istedi, ancak görmezden gelindi.
Land Rover Avukatları, mahkemenin bir İngiliz şirketi üzerinde yargı yetkisi olmadığını ve fabrika kusurları iddiasının gerçekleşmediğini ve tahrif edildiğini ilan ederek Türkiye'deki tüketici mahkemelerinde açılan davaya cevap verdi.
Yetkili iddialara rağmen, geçtiğimiz günlerde bir Türk mahkemesi yedi yıl süren yasal bir savaşın ardından Land Rover'a aracın maliyetini ve tazminat ödemesine karar verdi.
Basın Toplantı moderatörlüğünü Başkan Yardımcısı Musa Karademir üstlendi. Avrupa Birliği Adalet Divanı, AB Komisyonu, AB Parlamentosu ve AB Rekabet Kurumu’nada taşınan davaya destek vereceklerini belirten Musa Karademir DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği Başkanlığına yeni seçilen Ferhat Bozçelik’e konuşmasını yapması için sözü bırakdı.
Ferhat Bozçelik her ne kadar Genel Başkan olsamda
Türk dostu “Uluslararası Diplomatlar Birliğin Onursal Başkan Büyükelçi Günther Meinel her zaman başkanım olacakdır” dedi.
Başkan Bozçelik, “Sadece Türk iş adamımız değil Tüm kullanıcıların hayati önemini kapsayan, haklı bir davanın destekcici olacağız,” anlamındaki sözlerle kısa bir konuşma gerçekleştirdi.
Her platformda Türklere olan sevgisini, dostluğunu dile getiren Onursal Başkan Büyükelçi Günther Meinel ilginç sözleri yine aynı frekansda övgü doluydu. Her hangi bir Haksızlığın, ülke ve ülke insanına yapılmasını sindiremediğini ve her zaman destekcisi olacağını ifade etdi.
Büyükelçi Günther Meinel “Bir Türk’ün, dev otomobil firmasına karşı olması, Avrupa için büyük bir örnek. Davayı kazanması büyük başarı” dedi.
Onursal Başkan Gunther Meinel, “Türkiye’den gelen başvurular ciddiye alınmıyordu. Bu dava, çalışkan ve detaylı Türkler olduğunu gösteriyor. Engin Yakut, şu anda Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunu bütün dünyaya duyurmuş oldu. Türkiye’yi ciddiye alın ki problem olmasın. Biz Türkiye ile dost olarak yaşamak istiyoruz” şeklinde dostluk mesajını bir kere daha verdi.

Engin Yakut, “Biz bir araçla yola çıktık. Sonra baktık ki binlerce motor ve şanzuman arızalı binlerce Range Rover var. Türkiye’de sadece 2013 model değil, diğer yıllardaki bütün modellerde de seri hata olduğunu tespit ettik. Gümrük Bakanlığı’ndaki belgelere göre 2 bin 200 civarında motor ve şanzıman ithalatı yapılmış. Bu rakamlar gösteriyor ki motor ve şanzımanda seri hatalar var. Ticaret Bakanlığı müfettişleri, Türkiye Distribütöründe soruşturma başlatırlarsa, arızaları tespit edebilir ve aracın ithalatını durdurabilirler. Onursal Başkanımız Meinel’ın beyan ettiği gibi Avrupa’da da 8 bin 600 civarında benzer motor ve şanzıman arızalı araçlar var. Avrupa Adalet Divanı da konuyla ilgili inceleme başlattı. Land Rover Company bu seri arızaları kabul etmediği müddetçe maalesef çok büyük manevi zararlar görür. CEO, kamuoyuna açıklama yapmalı ve Range Rover Vogue SUV’lar, ‘Geri Çağrılmalı’, biz bu davayı dünyadaki bütün tüketicileri temsilen açtık, motor arızalı araçların trafikte olmaları bütün insanlar için tehlike oluşturmaktadır. Bu durum, bir insan hakkı ve tüketici hakkı ihlalidir. Avrupalı cesaretli Savcılarda Soruşturma başlatmalı” açıklamalarda bulundu.
Basın mensupların soruları üzerine; İş adamı kazanacağı tazminat bedelini toplumsal sorumluluk projelerinde kullanabilmesi için DMW’nin belirleyeceği projeye el değmeden devredeceğini son söz ılarak söyledi.
yilmazparlar@yahoo.com
Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu
Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2019, Üst Düzey Katılımcılar İle Gaü’de Gerçekleşti
Türk Asya Stratejik Araştırma Merkezi (TASAM) & Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) ve Girne Amerikan Üniversitesi(GAÜ) ile Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) işbirliğinde, “Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz” ana teması ile Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu düzenlendi.
Açılış konuşmalarını; TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY, Girne Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutsal ÖZTÜRK, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur ÖZGÖKER, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Yılmaz YILDIRIM, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat YAYCI gerçekleştirirken, Foruma, üst düzey devlet yetkilileri de katılım gösterdi.

Ana teması “Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz” olarak belirlenen formun alt temalarında; Türkiye ve KKTC’nin günümüz ve geleceğinde hayati önem taşıyan; “Yeni Denizcilik ve Deniz Güvenliği Ekosistemi”, “Türkiye Denizcilik Ekosisteminin Geleceği ve Vizyonu”, “Türk Deniz Kuvvetlerinin Yapılanması ve Kuvvet Dağılımı/Kuvvet Odaklanması”, “Yunanistan’ın Ege’deki Askerî Faaliyetleri ve Adaların Güvenliği”, “Münhasır Ekonomik Bölge Tartışmaları ve Deniz Hukuku İhlalleri”, “Deniz Güvenliğinde Çevreci Politikaların Yeri ve Önemi”, “Türk Deniz Ticaretinin Geldiği Son Durum ve Sektörel Analizler”, “MİLGEM ve Deniz Güvenliğine Yönelik Savunma Sanayii Çalışmaları”, “Türkiye’nin Gemi İnşa Yetenekleri ve Tersanecilik”, “Türkiye Limanlarının Hinterlandı ve Büyüme Planları”, “Deniz Turizminin Ülke Ekonomisindeki Yeri ve Önemi”, “Kerç Boğazı Krizi Sonrası Karadeniz’in Güvenliği”, “Kardak Krizi Sonrası Ege Denizi Güvenliği ve Agresif Söylemler”, “Türkiye’nin Egemenlik Alanlarındaki ‘Oldu-Bittiler’”, “Doğu Akdeniz’de Enerji Arzı Güvenliği ve Rekabetin Yeni Ekosistemi”, “Türkiye’nin Derin Deniz Sondaj Yetenekleri” ve “Kıbrıs’ta Bir Türk Deniz Üssü İnşası Tartışmaları” konuları yer aldı.

Forum katılımcılardan Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Gökhan Ak açılış konuşmasında bu tür faaliyet gösteren etkinliklerin önemini vurgulayarak; ‘‘ Bu tarz etkinlikler ihtiyacımız olan, asli olarak başa almamız gereken türdendir. Bu etkinliğin düzenlenmesinde katkısı geçen herkese teşekkür ederim ‘’ dedi.
Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, bu forma özellikle katılmak istediğini ve etkinliği düzenleyenlere teşekkür ettiğini vurgulayarak; ‘‘Forum büyük bir anlam ifade etmekle birlikte büyük bir soruya da cevap vermektedir. Türkiye sadece karalarıyla değil, denizleriyle ve onun üstündeki hava sahasıyla bir vatandır. Elbette yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bizim çok önemli bir parçamız arasında yer alıyor’’ ifadelerini kullandı.
Yaycı, Türkiye Cumhuriyeti’nde ve Türk milletinde kavram oturtmaya çalıştıklarını belirterek, medyada denizcilik bağlantılarının doktrinini oluşturmanın önemini ve çok ciddi bir deniz güvenliği ihtiyacının olduğunu vurguladı.
Tümamiral Cihat Yaycı, deniz jet pilotları yetiştirmeye başladıklarını ve Türkiye’nin bu tür sahaların oluşumuna ve genişlemesine destek veren ülkelerin başında geldiğini belirtti.
TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, deniz gücü olabilmenin devletin ve toplumun denizcileşmesine bağlı olduğunun altını çizerken; “Türkiye’de denizcilik gücüne yönelik farklı perspektif ve konularda dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşları faaliyet gösterse de, denizcilik gücünü analiz ederek denizcileşmeye katkıda bulunacak; kapasite üretenlere, girişimcilere, yatırımcılara ve karar vericilere bilimsel seçenekler sunabilecek; deniz jeopolitiği ile denizcilik gücünün tüm alanlarını bir arada değerlendirebilecek düşünce kuruluşlarına ve kurumlara ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.
Türkiye ve diğer ülkeler arasında “Denizcilik temalı ağlar” oluşturulması yönünde akademik katkı sağlamanın önemini vurgulayan Şensoy; denizciliği ilgilendiren her alanda bölgesel, kıtasal ve küresel gelişmeleri takip ederek uluslararası ilişkiler, savunma, güvenlik, ekonomi, hukuk ve sosyo-kültürel politikalara yön verecek akademik telkinlerde bulunmanın hedeflenmesinin gerektiğini belirtti.
Girne Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutsal Öztürk; ‘‘Biz varlığımızı hak etlerimizi her zaman savunacağız ve o inançta olduğumuzu tekrar etmek isterim. Bu Forumu düzenleyen herkese teşekkür ederken, Forum öncesinde Büyükelçimizin bu vatan topraklarının ne kadar güzel olduğunu söylemesi, kimseye verilmemesi gerektiğini belirtmesine nazaran bizlerde bu toprakları her zaman koruyacağız” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker; “Girne Amerikan Üniversitesi’nin kardeş üniversitesi olan Kıbrıs Amerikan Üniversitesi’nin kuruluş amaçlarından biri diplomasi ve uluslararası ilişkiler. Çünkü dünyanın son bölünmüş ülkesinde ve Dünya Diplomatlar Birliği’nin de katkılarıyla oluşan bir üniversiteye sahibiz. TASAM Başkanı Süleyman Bey’e bu imkanı bize verdikleri için çok teşekkür ederiz ve denizciliğe verilen bu katkılarla her zaman yanlarında olacağımızı belirtmek isterim’’ dedi.
yilmazparlar@yahoo.com
Uluslararası Göç ve Mülteci Krizi
Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker' İn "Uluslararası Göç ve Mülteci Krizi" Başlıklı Yeni Kitabı Der yayınlarından çıktı.
Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker, Gözde Doğan ile birlikde hazırladıkları kitap hakkında “Bu çalışma ile mültecilerin dünya çapında zorlu yaşam şartlarına karşı uluslararası duyarlılığın artmasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra; 4 milyonuna yakını Suriyeli olmak üzere 5 milyondan fazla göçmen, kaçak işçi, vatansız gibi insanın barınma, sağlık, eğitim ve güvenlik sorunlarıyla ilgilenmek ve başta ABD olmak üzere dış güçlerin organize ettiği suni ekonomik krizlerin üstesinden gelmeye çalışmasına rağmen bir de mültecilere on milyarlarca Euro para harcama yapmak zorunda kalan ancak başta AB olmak üzere gelişmiş batılı ülkelerin vaat etmelerine ve Türkiye ile uluslararası anlaşmalar akdetmelerine rağmen sözlerini tutmayıp mültecilerin bütün maddi külfetlerini ve yarattıkları sosyal problemleri Ülkemizin üstüne yıkmaları sorununu akademik çalışmalar sayesinde uluslararası kamuouyunun dikkatine getirmeyi amaçladık.” dedi

Amaçların yanı sıra diğer bir yönüyle “ Bu çalışma sayesinde mültecilerin tarih boyunca yaşam kavgalarına, mevcut durumdaki yaşama şartlarına ve aslında devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla nasıl daha iyi durumda yaşayacaklarına dair yorumlar getirilebilmiştir.”şeklinde kitap hakkında yazdıklarını özetledi.
yilmazparlar@yahoo.com
Kamuda İyi Yönetişim
Yaşam Kalitesini Artırmanın Yolu: Kamuda İyi Yönetişim
Kâr amacı gütmeyen Argüden Yönetişim Akademisi tarafından Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi işbirliği ile düzenlenen “Kamuda İyi Yönetişim Sertifika Programı’nın” 2018 yılı mezunları sertifikalarını Ankara’da Milli Kütüphane’de aldılar. “Yönetişim ve sürdürülebilirlik” konularında bilinç ve bilgi düzeylerini artırmak amacıyla düzenlenen ve ilk mezunlarını 2016 yılında veren Sertifika Programına kamu sektöründe görev alan yöneticilerin, kamu uzman ve yöneticileri yoğun ilgi gösteriyor.
Kamuda İyi Yönetişim Sertifika Programı, kamu politikaların oluşturulmasında ve uygulanmasında katılımcı demokrasiyi geliştirmek ve yenilikçi yöntemler ile kamu işletmelerinde hizmet kalitesini artırmak üzere geleceğin lider kamu yöneticilerinin yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlıyor.
Açılış konuşmalarını Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı’nın ve Milli Kütüphane Dış İlişkiler ve Kültürel Faaliyetler Şube Müdürü Hafize Er’in yaptığı törende, kamuda yönetişim kalitesini artırmanın vatandaşın yaşam kalitesini artıracağı vurgulandı.
Açılış konuşmalarında konuşan Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı “İyi yönetişim, yaşam kalitesini artırmanın ve sürdürülebilir başarının temelidir. Yönetişim kalitesi ise toplumların kurumlarına duydukları güven ile doğrudan ilgilidir. Kurumlarına güven duyulan toplumlarda büyüme hem daha hızlı hem de daha etkili olur.” dedi.
Katılımcıları ve ev sahibi kurumu temsilen açılış konuşmasını yapan Hafize Er ise, Kamuda İyi Yönetişim Sertifika Programının katılımcılarının uzmanlıklarını geliştirme açısından çok faydalı bulduğunu, Programın öğretilerinin katılımcıların profesyonel hayatlarına katkılarının önemli olduğunu belirtti. “Sertifika programımız boyunca Kamuda İyi Yönetişim, Düzenleyici Reform ve Kamu Politikalarında Bilimsel Metotlar, Katılımcı Demokrasi ve Açık Devlet, Kamu Servislerinde Etkinlik ve İnovasyon modüllerini tamamladık. İşimize bakış açımız değişti ve gelişti. Bizden sonraki katılımcıların da bu Programın her dakikasını aynı verimlilikle değerlendireceklerine inanıyoruz.” dedi.
Açılış konuşmalarını takiben, 96 saatlik yoğun eğitim programını başarıyla tamamlayarak mezun olmaya hak kazanan katılımcılara “Uzmanlık Belgeleri” takdim edildi.
Kapanış konuşmasını gerçekleştiren Argüden Yönetişim Akademisi Kurucusu Dr. Yılmaz Argüden “Bilgi ve sevgi paylaştıkça artar. Akademi yönetişim konusunda gerek kendi bilgi ve deneyimlerini, gerekse dünyadaki en iyi uygulamaları geleceğin liderleri olma potansiyeline sahip, iyi yetişmiş kamu yöneticileri ile paylaşarak, kamu ile vatandaş arasındaki güven ortamını geliştirmeyi hedefliyor.” dedi. Dr. Argüden, bu sertifika programına verdikleri önemi vurguladı ve mezunlara “Değer ancak uygulama ile üretilir. Bu nedenle, iyi yönetişim konusunda öğrendiklerinizi uygulamanızı ve deneyimleriniz yaygın şekilde paylaşarak öğrenme ortamının sürekliliğini sağlamanızı diliyoruz.” dedi.
Dr. Argüden konuşmasında Akademi’nin bağışçıları TIRSAN, Akkök Holding, Borusan Holding, Garanti Bankası, ve ARGE Danışmanlık’a, eğitimin işbirliği ortağı Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’ne, Boğaziçi Üniversitesi Vakfı’na, Programa ev sahipliği yapan Milli Kütüphane’ye, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, katılımcıların başvurularını ulaştıran kamu STK’larına (Avrupa Birliği Uzmanları Derneği, Başbakanlık Uzmanları Derneği, Gümrük ve Ticaret Uzmanları Derneği, Hazine Uzmanları Derneği, Kamu İç Denetçiler Derneği, Maliye Uzmanları Derneği, Mali Hizmetler Uzmanları Derneği, Yasama Uzmanları Derneği) ve tüm davetlilere teşekkür etti.

Argüden Yönetişim Akademisi, ulusal ve uluslararası arenada rol alan özel sektör, kamu, sivil toplum kuruluşlarında iyi yönetişimin geliştirilmesini destekliyor, kurumlar ile paydaşları arasındaki güven duygusunu geliştirerek yaşam kalitesini artırmayı ve sürdürülebilir değer yaratmayı hedefliyor. Akademi, yönetişim alanında “ilk başvuru noktası” haline gelmiş bir bilgi merkezi olmayı amaçlıyor. Bu alanda tez yazan lisansüstü eğitim öğrencilerine burs imkânı sunarak, “İyi yönetişim” uygulamalarını yaygınlaştırıyor ve ödüllendiriyor.
Akademi, “Kamuda İyi Yönetişim” Sertifika Programına ek olarak, özel sektörde yönetişimin kalitesinin artmasını hedefleyen “Özel Sektörde İyi Yönetişim (International Finance Corporation-IFC işbirliğiyle)”, ve katılımcı demokrasinin en önemli unsurlarından biri olan sivil toplum kuruluşlarında yönetişim kalitesinin artmasını hedefleyerek “Sivil Toplumda İyi Yönetişim” sertifika programlarını düzenliyor. İlkokul 4. Sınıf çocuklarıyla yürütülen “Öğrenen Çocuk: Sorumlu Birey” Projesi ile de geleceğin liderleri çocukların sorumlu birer birey olmaları için çalışıyor.
2015 yılı faaliyetlerini Entegre Rapor olarak yayımlayan Akademi, bu raporuyla Türkiye’de Entegre Rapor yayınlayan ilk kurum oldu; dünyada ise kuruluşundan itibaren tüm yıllık raporlarını Entegre Rapor olarak yayınlayan ilk kuruluş olarak kâr amacı gütmeyen kurumlar için örnek oluşturdu.
Akademinin Son Çıkan Yayını Katılımcılara Hediye Edildi
Akademi, Program boyunca katılımcılara eğitim konularıyla ilgili ve oldukça ilgi gören yayınlarından hediye etti. Bu yayınlara ilave olarak, Mezuniyet Töreni katılımcılarına da Akademi’nin en yeni yayını olan ve İstanbul İlçe Belediyelerini yönetişim kalitesi açısından vatandaş bakışıyla değerlendiren “Vatandaş Bakışıyla: İstanbul İlçelerinin Belediye Yönetişim Karnesi” yayını hediye edildi.
Akademi’nin tüm yayınlarına İnternet sitesinden online olarak erişilebiliyor. http://www.argudenacademy.org/kutuphane
Akademi’nin tanıtım filmi için tıklayınız: http://www.argudenacademy.org/basin-odasi/arguden-yonetisim-akademisi-tanitim-filmi
yilmazparlar@yahoo.com
Suya mı, Yazıyoruz?
Yönetim Kurulu Başkanlığını Avukat Oya Özarslan’ın yaptığı, Uluslararası Şeffaflık Derneği tarafından dördüncüsü düzenlenen "Şeffaflık Ödülleri Konferansı ve Töreni"nde Medya Dalında ödüle layık görülen Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya yaptığı konuşmasında Yolsuzlukla Mücadele konusunda yazdığı yazılarla ilgili olarak “Yazdıklarımızı suya mı yazıyoruz ki; süratli bir düzelme, iyileşme göremiyoruz.” şeklinde söz etdi.
9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadele Günü’ne atfen Şeffaflık Ödülleri ve konferansı 11 Aralık 2018 Salı günü.Elite World Prestige Hotel'de gerçekleşti.
Medya Dalında Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya, Yurttaş Kategorisinde Fatih Belediyesi Meclis Üyesi Fazıl Uğur Soylu, Kurumsal Şeffaflık Kategorisinde Pfizer Türkiye, Gençlik Dalında Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler öğrencisi Ertuğrul Çavuşoğlu. Şeffaf Belediyecilik Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ödüle layık görüldüler.

İsveç'in İstanbul Başkonsolosu Therese Hyden'in de katıldığı törende, Şeffaflık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oya Özarslan yaptığı açılış konuşmasında Konferans ve ödül törenin, Türkiye’de yolsuzlukla mücadelenin geleneksel dayanışma unsurlarından biri haline geldiğini, Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün yirmi beşinci yılını kutladıklarını belirtdi. yolsuzluktan arınmış temiz bir dünya, iyi yönetilen bir ülke şeklinde örgütün temel vizyonun altını çizdi. Özarslan, Şeffaflık Derneği'nin 2018 yılı itibarı ile onuncu yaşını kutladığını kaydederek, "Temel vizyonumuz çerçevesinde, elimizde olan sadece demokratik bir sistem, şeffaflık, hesap verebilirlik gibi temel ilkeler. Buna ulaşmak için, aslında çok uzun süreler boyunca bilgiye ulaşmak, bilginin yayılması, özgür şekilde dağılması gibi ilkeleri ve çalışmaları savunduk." dedi.
Uluslararası Şeffaflık Derneği Başkanı E. Oya Özarslan “Demokrasiye güvenimizi, temiz bir dünya yaratma hedefimizi içten içe çürüten yolsuzluklara karşı toptan mücadele, bu mücadeleyi içtenlikle yürüten gazeteciler, aktivistler, yurttaş ve sivil girişimler ile kurumların çabaları olmadan başarıya ulaşamaz. ” şeklinde anlamını vurguladı.
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya araştırdığı yolsuzluk haber dosyalarında bulunduğu, Rüşvetin Deşifresi, Şef: Yimpaş’la Kurulan Para Diktatörlüğü, Yüzyılın Yolsuzluk Oyunu, AKP’li Belediyelerde Neler Olmuş Neler, The Ortak isimli kitapları ve “Hepiniz Oradaydınız” Belgeseli gibi çalışmaları bulunmaktadır.
Aykut Küçükkaya gazetecilik yaşamı boyunca Bürokrasi, siyaset ve iş dünyasının usulsüz ilişkilerini araştırmış, kamu kaynaklarının şeffaflık, hesap verebilirlik, sosyal eşitlik, adalet ilkeleri doğrultusunda ve kamu yararına kullanılması için toplumsal farkındalık ve bilinç düzeyinin artması için çalışmalarını sürdürmüştür.
Yurttaş kategorisinde Fatih Belediye Meclisi üyesi, Fazıl Uğur Soylu Belediyenin düzenlediği bir resmi seyahatle ilgili, kamunun zarar gördüğü usulsüzlüğü gün ışığına çıkarmış dört yıldır devam eden hukuk mücadelesini vermektedir. Danıştay tarafından şikayetin işleme konulmasına yönelik karar çıkarılması, Sayıştay incelemesi ve denetimi gerçekleşmesi gibi İçişleri Bakanlığı, Danıştay ve Sayıştay, Valilik, Kaymakamlık, nezdinde mücadelesi devam etmektedir. Belediye’ye ait taşınmazların vakıflara tahsisi ile ilgili önemli tespitleri bulunarak, bunları kamuoyuna ulaşmasını sağlamıştır.
Pfizer Türkiye her yıl düzenlenen Uyum Festivali etkinliği ile dürüstlük ve şeffaflık değerlerine, uygulamalarına yönelik kurum içi farkındalığı artırarak etik iş anlayışına dair ilkelerin tüm çalışanlar tarafından içselleştirilmesini, sahiplenilmesini sağlamaktadır.
Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencisi Ertuğrul Çavuşoğlu Şeffaflık için Dijital Sanat ve Tasarım başlıklı projesinde, üniversite öğrencilerine yönelik; şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcılık ilkelerine dair bilinç artırma seminerleri ve sosyal farkındalık kampanyaları için yaratıcı görsel tasarım atölyeleri gibi çalışmalar bulunuyor.
Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, "Hesap Verilebilirlik ve Katlımcılık Anlayışı" nedeniyle "Şeffaf Belediyecilik" konusunda ödüle layık görüldü.
Başkan Soyer, “Bütün mesele kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının, şeffaf bir biçimde ortaya konması. Vatandaşın, içinde yaşadığı kentte, memlekette şeffaf, hesap verilebilir ve katılımcılık ilkelerine uygun olarak hayatını sürdürmesini, bu anlamda da memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz. Biz meclis gündeminin önceden halka duyurulması, belediye bütçesinden mal varlıklarına dek bir çok konunun halkla paylaşılması gibi uygulamalar yapıyoruz. Bunu uzun zamandır Seferihisar Belediyesi’nin en üstten alta kadar tüm kademelerinde başarıyla uyguluyoruz. Umarım bu anlayış tüm yerel yönetimlere yayılır" dedi.
Konferensda iki panel ve Yolsuzluk Ekonomi konulu Prof. Dr. Alpay Filiztekin ile Genel Koordinatör Yalın Hatipoğlu dernek Çalışmaları hakkında sunum gerçekleşti.
Genel Koordinatör Yalın Hatipoğlu sunumunda Yolsuzluk Algı, Rüşvet Verenler, Küresel Yolsuzluk Barometresi, Kurumsal Raporlamada Şeffaflık gibi Endeksler yer aldı. Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi, Afrika Birliği Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi, OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi, G20 - B20 - C20, Avrupa Birliği İlerleme Raporları ilgili kısımlar kapsamında ve yapılan Çalışmalar hakkında bilgiler verildi.
yilmazparlar@yahoo.com
Karpatların Tacı
Romanya Ulusal Günü, İstanbul Romanya Başkonsolosu Adriana Ciamba ve Kültür merkezi müdürü Nadia Tunsu ev sahipliğinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Cemal Reşit Rey Konser Salonunda Karpatların Tacı olarak tanımlanan Cununa Carpaților Folklor Topluluğun muhteşem halk dansları gösterimi ve Romen muzik konseriyle şölen atmosferiyle kutlandı.
İstanbul Romanya Başkonsolosu Adriana Ciamba günün mana ve önemini bildiren kısa bir açılış konuşması yaptı.
Ulusal Günü ve Romanya’nın Büyük Birleşmesi’nin yüzüncü yıl kutlamalarına adanan müzik ve dans gösterisine gelen konuklara teşekkür ederek, İstanbul „Dimitrie Cantemir” Romen Kültür Merkezi adına ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi..
Başkonsolos Adriana Ciamba “Bizim için özel olan bu yılda, burada, İstanbul’da, kültürel mirasımızın küçük bir bölümünü, Romanya'nın farklı kültürel bölgelerden alınmış geleneksel müziğimizi, çeşitli müzik aletlerimizi ve geleneksel kostümlerimizi sizlere sunmayı tercih ettik.
Bu gece sahne alacak olan profesyonel folklor topluluğu “Cununa Carpaţilor / Karpatların Tacı” 70 yıl önce kuruldu.Toplulukta yer alan genç ve profesyonel dansçılar, koreograf Viorel Cioacă’nın yönetiminde bulunmaktadır.
Halk müzik orkestrası, şef Dumitru Ionescu'nun liderliğindeki geleneksel halk enstrümanlarını çalan müzisyenlerden oluşmaktadır.”şeklinde grup ve mili gün hakkında bilgiler paylaştı.
Kültür merkezi müdürü Nadia Tunsu “Cununa Carpaţilor folklor grubunun, performanslarının kalitesi, repertuarların genişliği, kostümlerinin renk ve çeşitliliği ve usta yorumları sayesinde, Romen folklorunu dünya sahnelerinde en otantik şekilde, başarıyla temsil eden topluluk haline gelmiştir. Topluluk dört bölgeden oyun ve kültür örnekler sunacaklar.” dedi.
İstanbul “Dimitrie Cantemir” Romen Kültür Merkezi, Romanya Ulusal Günü ve Büyük Romanya Birleşmesinin Yüzüncü Yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, olağanüstü performanslarıyla sahne alan Cununa Carpaților -Karpatların Tacı Profesyonel Folklor Topluluğu, folklorik müzik konseri ve dans gösterisi iki saati geçen Romanya’nın çeşitli bölgelerinden alınan müzik parçaları, halk oyunları ve geleneksel kıyafetleriyle muhteşem, unutulmayan, doyumsuz gece yaşatdılar.
Topluluğun koreograflığı Viorel Cioaca tarafından düzenlendi. Orkestra, profesyonel orkestra şefi Dumitru Ionescu batonu altında yöneltildi. Şef Dumitru Ionescu, geleneksel müzik enstrümanları ile sunulan parçaları kusursuz bir şekilde yönetdi.
Sanatsal aktivitesiyle, Cununa Carpaților -Karpatların Tacı, Profesyonel Folklor Topluluğu, Romen halk müziğinin kıymetlendirilmesine katkısını getirmekte ve beraberinde onun sürekliliğine katkıda bulunmaktadır.
Ulusal Gününe adanmış İstanbul programında, Dobruca, Oltenia, Muntenia, Ardeal, Banat vs bölgelerine ait geleneksel süit ve halk oyunların yanı sıra, kaval, tilincă, danofon, ocarină, blok flüt gibi Romen enstrümanları da sahnede sergilendi:
Olağanüstü bir deneyime sahip olan bu topluluğun otantik tarzda gösterilerin kalitesi, repertuarın çeşitliliği, kostüm ve kıyafetlerin renkleri ve büyük ustalıkla söylenen müzik parçaları çok üstün başarılıydı.

Romanya Konsolosluk ilgililerinden Şeila Suliman’dan topluluk hakkında ”Cununa Carpaților -Karpatların Tacı” Profesyonel Folklor Topluluğu, genç sanatçılar, müzisyenler, dansçılar ve şarkıcılardan uzun yıllar içinde oluşan özel uzmanlar liderliğinde, sayısız gösteride sunumlarını hazırlayan sanatsal tutumları olan özel bir topluluktur. Performanslarının kalitesi, repertuarların genişliği, kostümlerinin renk ve çeşitliliği, ustalık yorumları ile Romen folklorunu dünya sahnelerinde en otantik şekilde, başarıyla temsil eden topluluk haline gelmiştir. Bu profesyonel topluluk Romen folklorunu gösteri kalitesi, repertuar genişliği, kostümlerdeki renk dağılımı ve yorum ustalığı açısından uluslararası sahnelerde aslına en uygun şekilde temsil etmeyi başarmıştır. Binlerce gösteri için sahne almıştır.” Bilgiler aldık.
Yine Şeila Suliman “Romanya Ulusal Günü, her Romen için özel bir önemi taşımaktadır;İstanbul "Dimitrie Cantemir" Romen Kültür Merkezi aynı zamanda Romanya Büyük Birleşme’nin Yüzüncü yılını da işaretlemeyi amaçlamaktadır; Romen folklorunu teşvik ederek, tüm kültür bölgelerinden halk müziği ve kostümlerini bir araya getirerek, somut mirasına ait olan değerlerin büyük bir ilgiyle karşılaştığını belirtmektedir.”sözlerine ekledi.
Kısaca Konser salonu hakkında bilgi hatırlatacak olursak; Meşhur Türk bestecisi Cemal Reşit Rey adını taşıyan ve özelikle klasik müzik konserleri düzenlenen Cemal Reşit Rey konser salonu, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki en büyük salonlarından biridir. 1989 yılında açılışı gerçekleşen konser salonun 870 koltuk kapasitesine sahiptir. Olağanüstü bir akustikten yararlanan bu Kültür Merkezi, konser, bale ve dans gibi gösteriler söz konusu olduğunda örnek bir ev sahibidir.
Cemal Reşit Rey Kültür Merkezi, İstanbul Romen Kültür Merkezi’nin değerli ortaklarından biridir. 2018 yıllında Romanya Ulusal Günü kutlamanın amacıyla gerçekleşen konser, bu muhteşem salonda art arda dördüncü yıl düzenlemektedir.
yilmazparlar@yahoo.com