19 Eylül 2015 Cumartesi

EGD- 7. Küresel Isınma Kurultayı-2015- yılmaz Parlar



ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR-


“Tarihe not düşüyoruz''

Afetlere hazırmıyız?- İklim değişikliği kötü afetler kapımızda Ne kadar hazırlıklıyız? Bunu değiştirmek için neler yapmalıyız?

Sadece Refah Türkiye sadece Ekonomisi iyi olan Türkiye değil aynı zamanda Güzel Türkiye demeliyiz.

Soluduğumuz hava içtiğimiz su yaşadığımız topraklar kirliliğin tehdidi altında. Parklarımız yeşilliklerimiz ormanlarımız yok oluyor.
Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından bu yıl yedincisi düzenlenen “Küresel Isınma Kurultayı” 16 Eylül 2015 tarihinde İSO Meclis Salonunda toplandı.
Celal Toprak, ''Her kurultay sonunda bir kitapçık hazırlıyoruz ve bunları tarihe not düşüyoruz''

Sanayi, ulaşım, enerji, tarım, orman, turizm, sağlık, gibi pek çok sektörü  ilgilendiren konuya dikkat çekmek, kamuoyunu bilgilendirmek, farkındalık yaratmak ve geniş kitlelere ulaşabilen yazılı görsel sosyal medya çalışanlarını bilinçlendirmek amacıyla  gerçekleştirilen  kurultayda

Diyaloga dayalı farklı sektör vitrine odaklanan oturumlar düzenlendi.
Turizm sektöründen TUROB adına kurultaya katılan Selda Yılgaz Almanya’da öğretim yıllarında bilinçli Alman ırkının Temiz enerji arayışı nükleer enerjiyi protesto eden eylemlerden ve birlik beraberliğinden söz etti.

Söz aldığımız oturumda Nükleer Enerji zirvesinden özet olarak bilgiler verdik.

Ülkemizin 2023 hedefi, 1 trilyon dolar milli gelire, 500 milyar dolar ihracata, 25.000 dolar kişi başına milli gelire sahip olması, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesi hedefi bulunduğu her ortamda bahsedilmektedir.
Ekonominin lokomotifi olan enerji kaynaklarımıza bakıldığında, enerjide dışa bağımlılığımızın % 72 olduğu görüldüğü,  yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını değerlendirmemiz gerektiği gibi, nükleer santrallerden üretilecek elektriği de enerji arz portföyümüze dahil etme isteği içinde
Ülkemizin nükleer santrallerle ilgili 2023 programı, iki nükleer santralin işletmeye alınması, üçüncüsünün de inşaatına başlanmasıdır.

Dünyada nükleer santraller görünümüne bakıldığında 31 ülkede 440 nükleer santralin olduğu, Nükleer santrallerin baz yüklü olduğu 24 saat çalışmasına karşın  rüzgar, güneş ve hidro elektrik gibi yenilenebilir enerji kaynakları iklim ve meteorolojik koşullara bağlı olduğu, nükleer santrallerin kapasite faktörün % 90 iken, yenilenebilir enerji kaynaklarında en fazla % 30-40 civarında olduğu, Nükleer santrallerin işletme ömrü 40 ila 60 yıl iken rüzgar ve güneşte 15-20 yıl civarındaki karşılaştırmalarla Ülkemize iyi taraflarını öne çıkartma şeklinde empoze edilsede,

aysbergin su altına kalan büyüklüğüne bakıldığında ne kadar insanlığı tehdit eden  riskli enerji olduğu görülmektedir.
Nükleer Enerji zirvesinde gerçekler gözler önüne serildiğnde atıkların yüzde yüzü her türlü radyasyon zararı verdiği her çalışanın radyasyondan mutlaka etkilendiği ve en küçük hatada patlama ve büyük alanı her türlü zarar altına alan enerjiyi nasıl benimsiyoruz.
Her nükleer santralde 4000 üniversite mezunu çalışan uzmana ihtiyaç olduğunu düşünüldüğünde ülkemizdeki istihdam tamamı dışarıdan gerekliği vardır. Türk mühendisler için Rusya’da 4 yıllık üniversite eğitimine iki yıl yabancı dil hazırlık ve en az bir yıllık çalışma tecrübesini eklersek ancak 7 sene sonra Türk uzmanları istihdam edebileceğiz Çernobil sonrası en güvenilir Ülke Japonya’daki nükleer santral facialar insan hatası yüzünden meydana geldiği söylendiğinde en basit işlerde dahi işci çalışma güvenilirliğin alınamadığı hatalar dizisi olan ülkemizde nükleer santrallerin güvenilirliğini bir kere daha düşünmemiz gerekir.
Ayrıca nükller silaha dönüşecebilecek unsurda Dünya silahsızlanmaya giderken bir kere daha şapkamızı önümüze koymamız gerekir.

İtalya İstanbul konsolosluk ve Büyükelçilik tarafından düzenlenen konferansda, İlme dayalı 21 yüzyılda uzay fiziğinde gizemler ve yeni çalıșmalar adı altında Ulusal Nükleer Fizik Enstitüsünde baş araştırmacı olarak görev yapmakta olan, Roma Tor Vergata Üniversitesi’nde kozmik ışınlar ve uzaysal gereçler dersleri veren ve Rıken Japon laboratuvarlarının da takım lideri olan Marco Casolino'nun

ilgilenmiş olduğu temel fizikle madde, antimadde karanlık madde araştırmaları, uzay radyasyonundan astronotları koruma yöntemleri ve yüksek enerjili astropartiküllerle konuları kapsayan genel profil içinde  MIR Rus uzay üssünün yapımı ve uzay araçlarında gerçekleştirilen denemelerinde radyosyonun tüm inceliklerini, uzayda radyoaktif ortamda nasıl davranmaları konusunda ve bunların astronotlar üzerindeki etkisi konularını tüyler ürperten negatif yanlarını dinledik.

 Maya’ların tekniği ve bilimi üzerine yaptığı araştırmalarıda belirten Marco Casolino  Maya’ların İlme uzay ilmine tuttuğu  .  


Yenilenebilir enerji potansiyelinide hayretler içinde öğrenmiştik.

Tüm akademiye bilgiye ilime sırt dönersek vahim bir gelecek çocuklara bırakmış olacağız.
Başkanlığını Celal Toprak’ın yaptığı EGD Ekonomi Gazeteciler derneğinin Isınma Kurultayına sonuç bildirgelerine önemle dikkatimizi çevirmemiz ve uygulamaya geçmemiz gerekir.

yilmazparlar@yahoo.com




7 Eylül 2015 Pazartesi

“Altın Eller Geleneksel El Sanatları Festivali” 10.ncucu gerçekleşti.-Yılmaz Parlar

10. ALTIN PARMAK 10. KEZ

“Altın Eller Geleneksel El Sanatları Festivali” 10.ncucu gerçekleşti.

Beyoğlu Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen  “Altın Eller Geleneksel Sanat Festivali"  Tepebaşı Pera bölgede Türkiye genelinden 7 bölgeden 45 farklı branşta 70 zanaatkarın katılımıyla başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi ve Kültür Kenti Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen festivale Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Okan İbiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Tülin Ersöz, Beşiktaş Akparti İlçe Başkan yardımcısı Tülin Hattat başta olmak üzere pek çok siyasi, sanat iş dünyasının ünlü isimleri ve Basın mensupları çok sayıda ziyaretci halk katıldı.

Beyoğlu Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Kenti Vakfı işbirliğiyle bu sene 10. kez düzenlenen   "Altın Eller Geleneksel El Sanatları Festivali" yaşayan kültürümüzün geleneksel el sanatlarımızın devam etmesi, gelecek nesillere aktarılması amaçlı festival her yıl olduğu gibi bu yılda yoğun ilgi gördü. Toplam 10 gün sürecek olan festival “Altın Ellerin Hatırı Var” sloganıyla açılış törende      Mehter takımı tarafından konser gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasında Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan Taksim Meydanında bu yıl planmayı düşündüklerini ancak hazır olmayışı nedeniyle son kez Tepebaşında yaptıkları festivali Taksim’e taşınma müjdesini verdi. Sanatçılarımızın ekonomisini çökerten sanayi devrimi hayatın kaçınılmaz bir gerçeği.olduğunu söyleyen Başkan Ahmet Misbah Demircan “ Bizi biz yapan kültürel değerler hangi alanda kendisini hissettirir? Bir mimaride, iki yiyecek-içecekte, üç geleneksel el sanatlarında. Bunlar varsa kültürümüz var ve devam ediyor demektir. Bütün bunlar yaşanırken hayatın acımasızca sanayileşen çarkı içerisinde kültürümüz yok mu olacak? Elbette olmayacak ve olmamalı. Yeni bir mecra kendisine bulmalı ve oradan yürümeli. Beyoğlu tam bu noktada ruhu, felsefesi, yaşamı, kültürü, sanatı, sanatçıları bir denklem içinde barındıran bir ilçe. Beyoğlu, sinemada, mimaride, plastik sanatlarda, el sanatlarında, kültür adına ne varsa ona ev sahipliği yapmaya, yaratıcı bütün sanatlara destek vermeye devam eden bir ilçemiz.”şeklinde konuşmasıyla, oltu taşı, ney yapımı, lüle taşı, kutnu dokuma, körüklü çizme yapımı, kemençe yapımı, kıspet yapımı, kehribar, keçecilik, kalemkarlık, kalem işi, katı, iğne oyası, ikat Tesbih yapımından tulum, yemeni çarık yapımı, telkari’den, tel kırma, taş işçiliği, tahta baskı, sim sırma, sepetçilik, sedef kakmaya kadar eserlerini el emeği göz nuru ile  görücüye çıkartan sanatçıların eserlerinden ilham alınarak başka alanlara başka sektörlere aktarılacağının değerininde altını çizdi.

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan  konuşmasını şu şekilde sürdürdü.“Sinemada da ödül vermek zorundayız, musikide de ödül vermek zorundayız; el sanatlarına, kitaba, sahafa da destek vermek zorundayız. Geleneksel binalarımızı restore ederek onlara da sahip çıkmak zorundayız. Genç mimarlarımız, genç tasarımcılarımız geleneksel sanatlar üzerinden oluşturduğumuz çizgiden ilham alırsa o zaman modern hayatın modern imalatlarına da ruh vereceğiz demektir. Bizim görevimiz tam da budur. Bir taraftan baktığımızda geleneksel el sanatçılarımızı Anadolu’nun dört bir tarafından toplayıp buraya getiriyoruz. Onların yaptıklarını turistlere ilgilisine sunmuş oluyoruz. Ama bununla sınırlı kalmıyoruz, buraya gelen tasarımcılar, mimarlar bu güzel motifleri alıp işlemelerle bir binanın ruhu haline getiriyor.”
Beyoğlunun Turizm bölgesinin önemli ilçesi olduğunu hatırlatarak “Beyoğlu 45 binden fazla yatak kapasitesi ve yüzde 80 doluluk oranıyla bir turizm bölgesidir. Her an Beyoğlu’nun sokaklarında 45 bin turist dolaşıyor. Gittikleri mekanda modern imalata ilişkin şeyler almaktansa, o ülkenin öz kültürünü yansıtan minik objeler almak onların da işine geliyor; onlar da bundan hoşlanıyor. Bu çarşı belki 10 gün burada kalıyor ama 10 gün boyunca turistik işletmelerin sahipleri buralara gelip ya sizden alışveriş yapıyorlar ya gelecekte alışveriş yapmak için kontak kuruyorlar. Ya da buradan bir numune alıp onu burada üretmeye gayret ediyorlar. Sonuçta kültür yayılıyor, yayılmaya devam ediyor. İşin hakkını vermek gerekirse bu sanatçılarımız iyi ki varlar. Onları alkışlıyoruz. Devam edin. İnşallah gelecek sene Taksim Meydanı’nda olacağız. Bize düşen sizin yaptığınız işleri İstanbul’un orta yerinde tanıtmak ve biz de elimizden geleni yapıyoruz.”dedi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışman ve Turizm atölyesi BaşkanıTülin Ersöz etkinliğin ilk zamanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle yapıldığını hatırlatdı.Kaybolmaya yüz tutan eserleri görmekden memnun olduğu belirtdi. Okan İbiş bakanlık olarak sanatçılara destek verdiklerini, kültürlerin yaşatılması için verilen desteği dile getirdi.

Beşiktaş Akparti İlçe Başkan yardımcısı Tülin Hattat ile standlardan dikkatimizi çeken küçük kız çocuğun basma kalıbı yapması oldu. Anadolu sigortanın sponsor olduğu Kadir Has Üniversitesinde Tokat basma ödülünü kazanan Yasemin Ertaştan oymacılık hakkında bilgileri aktardı. Yine Karagöz tiplemelerini kök boyalarla dana derisi üzerine yapan Suat Veral, Doğunun en uç köşesinden Ardahan’dan Katılan en yaşlı sanatcı Fidan Atmaca gerek kendi giysisini gerekse yaptığı bez bebek giysilerin olduğu stand ilgi odağımız oldu.

Festival, 10 gün boyunca ziyarete açık olacak.

yilmazparlar@yahoo.com


21 Ağustos 2015 Cuma

MUHARİP GAZİ VE YAKINLARININ TALEPLERİ

MUHARİP GAZİ VE YAKINLARININ TALEPLERİ

      Son çıkan yasalarda bizler  MUHARİP GAZİLER ve YAKINLARI olarak sürekli göz ardı edilip  gazi ayrımı yapıldığını görmekteyiz.
              Taleplerimiz aşağıdaki şekildedir.
1.     Tum  Muharip Gazilerimizin çocuklarına da kamu kurum ve kuruluşlarında is hakkı tanınmalidir.
2.       Muharip Gazilerimize faizsiz konut kredisi verilmesi.
3.       Muharip gazilerimize verilen şeref aylıkları arasındaki farkın kaldırılması diğer  gazi maaşları ile eşit olması.
4.       Ücretsiz seyahat hakkından yararlanacak muharip gazi çocukları için 25 yaş sınırının kaldırılması. Muharip gazinin yaş itibariyle en küçük çocuğu 30 yaş üstündedir.
5.       Muharip gazilere şeref madalyası verilmesi.
Muharip gazilerimize gereken değerin verilmesi sadece gaziler günün de hatırlanmaması, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için bu konuda bir çalışma yapılmasını istiyoruz.
Daha önce bu konuda soru önergesi meclis araştırması ve kanun teklif  verilmiş, fakat  her hangi bir sonuç çıkmamıştır. Muharip gazi sayısının çok olduğu bunun içinde hakları verilmediğini söylüyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ nin Muharip Gazisine  sahip çıkacak bütçesi yok mu? Neticede gazi gazidir. Ülkesi için savaşa katılmış ama yara almamışlar. Böyle bir ayrım olmaması gerektiğine inanıyor, bizlerde diğer gazilerin aldığı hakları istiyoruz . ekstra bır talebimiz yok . malul gazi yaralandı yarıda bırakıp askerlığı Türkiye ye döndü  ama muharip gaziler  savaşın sonuna kadar mücadele etti .Allah devletimize bir daha savaş vermesin . dolayısıyla hayatta olan son muharip gazımız. neden bu ayrım  çoğu gazımız in başını sokacak bir evi bile yok  en küçüğü 60 yasında  haklarını mezarda mı alacak. hayatta iken onların da yüzü gülsün . muharip  gazilerin yasını düşünürsek ışe girecek  muharip gazi cocugu kişi sayısı 5 bin kişi bile çıkmaz  ve çoğu ünv. mezunu kpss ile  atanamamış.  yeni çıkacak olan yasada bizlerin mağduriyetinin giderilmesini istiyoruz

TERÖR VE MALULLER        MUHARIPLER
1- istihdam Hakkı    Var    1-  Yok
2- faizsizKonut         Var    2- Yok
3- ucretsizseyahat   Var    3- 25 yaş sınırlı
4- maaş 890 TL       Var    4- 500 TL
5 -madalya                Var    5- Yok


ELLE TUTULUR HAKLARDAKİ FARKLAR BUNLARDIR VE DÜZENLEME TALEBİ BUNLARI KARŞILAMASI GEREKLİDİR  ADALET BU ŞEKİLDE SAĞLANMASI GEREKIR

3 Ağustos 2015 Pazartesi

İsviçre Bağımsızlık günü kutlaması 724-Swiss Hotel resepsiyon-Yılmaz Parlar

BARIŞ ÜLKESİ 724 YILINI KUTLADI.

İsviçre Bağımsızlık günü kutlaması kapsamında, İsviçre İstanbul Başkonsolos Monika Schmutz Kırgöz ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyon Swiss Hotelde gerçekleşti.


İsviçre İstanbul Başkonsolos Monika Schmutz Kırgöz ve eşi Yıldırım Kırgöz, fantastik bir şöhrete sahip İsviçrenin geleneksel entstrümanı Alphorn ustası Keller Walker tarafından icra edilen geleneksel İsviçre muziği eşliğinde konukları karşıladılar.


İki ülke milli marşları sonrası Başkonsolos Monika Schmutz Kırgöz yaptığı konuşmasında, Dünyanın en çok siyasal ve sorumluluğa sahip olan bu ülkede konsolosluk yapmaktan gurur duyduğunu, zor zamanlarda bile çok verimli bir ülke olduğunu, Ülkeye ve İstanbul’a her fırsatda hayran kaldığını dile getiren konuşmasında; İki Ülkenin ikili ilişkilerinin artan gelişimi ve ekonomik gelişimler için hız kesmeden çalışmalarına devam etmeye ve çok daha geliştirmeye istekli, niyetli ve amaçlı oldukarını mutluluk içinde öğrenmiş olduk.


Demokrasi, İnsan hakları, Siyasi ve askeri tarafsızlık geleneğini sürdürmeye devam eden, anlamlı sözleri ilgiyle dinlendi.


Demokrasi Pusulası ülke olarak gösterilen Orta Avrupa’nın Alp Dağlarında konfederasyon ülke İsviçre Milli Gün resepsiyonda yerli yabancı konuklarını ağırladı.


 Düzenlenen davete İş, ilim, sanat dünyasının ünlü kişileri istanbul’daki konsolosluklar siyaset, ekonomi, diplomasi, akademi, cemiyet, kültür dünyası, idari makamlar, elit grup ve Türkiye’de yaşayan İsviçre vatandaşları katıldı.
Resepsiyon arasından göze çarpan isimler; ünlü tarihçi İlber Ortaylı, Moldovya Genel Konsolos Mr. Veaceslav Filip - Eşi Mrs. Larisa Filip, Brezilya İstanbul Başkonsolosu Luiz Henrique Pereira Da Fonseca'nın eşi Solange Greco, İstanbul ABD Başkonsolosu Charles F. Hunter, Ermeni Patrik Genel Vekili Başpiskoposu Aram Ateşyan, İtalya Bursa Fahri Konsolosu Oya İzmirli.

İsviçre Konfederasyonunun 724 üncü yılının kutlanıldığı resepsiyonda İsviçre’ye özel spesiyaliteler servis edildi. Alphorn sanatçısı Franz Keller’in performans sergilediği akşamda bir DJ canlı dans müziği yaptı. İsviçre Yemekleri ve peynirleri içeren  zengin büfe eşliğinde konuklar gece boyunca sohbet ederek ve müzikli eğlenceli kutlama geçirdiler.


İsviçre Milli Gün resepsiyonu 1291 yılında üç dağ kantonunun birleşerek kurdukları konfederasyondan esinlenerek düzenlenen bir organizasyon. Bu birleşme daha sonra İsviçre’nin kuruluşu olarak adlandırıldı. O zamandan sonra İsviçre çok altlardan refah düzeyi yüksek, çok dilli ve çok kültürlü bir ülke haline geldi. Ülke, doğrudan demokrasi diye adlandırılan, halkını yönetim kararlarına dahil eden, dünyada eşi  benzeri olmayan bir siyasi sitemine sahip.


İsviçre ile ikili ilişkiler 1899-1900 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nun Brüksel’deki Elçisinin İsviçre nezdinde görevlendirilmesi ile başlamıştır. 1915 yılından itibaren ise Bern’de mukim bir Osmanlı Elçisi görev yapmaya başlamıştır. 1 Kasım 1922 tarihinden itibaren Bern’deki Elçilik TBMM Hükümetine bağlanmıştır. 1925 yılında “Dostluk Anlaşması” imzalanmıştır. İsviçre ise ülkemizdeki ilk temsilciliğini (Elçilik) 1925 yılında İstanbul’da açmış, ilk diplomatik temsilcisi güven mektubunu Atatürk’e 1928 yılında sunmuş, Elçilik, 1934 yılında İstanbul’dan Ankara’ya taşınmış ve 1957 yılında Büyükelçilik olmuştur.


yilmazparlar@yahoo.com

16 Temmuz 2015 Perşembe

Brezilya İstanbul Başkonsolosunun eşi Solange Greco,İSO Sanat Galeride sergisi-Yılmaz Parlar

BREZİLYALI'NIN GÖZÜNDEN TÜRKİYE

Brezilya İstanbul Başkonsolosu Luiz Henrique Pereira Da Fonseca'nın eşi Solange Greco,  İstanbul'un İSO İstanbul Sanayi Odası  Sanat Galerisi'nde  resimlerini sergiledi.


İstanbul Yabancı Konsolosları, temsilcileri ve eşlerini bir araya getiren etkinlikte sanatseverler bir resepsiyonla ağırlandılar.


Solange Greco, Bir Brezilyalı'nın Gözünden Türkiye, İtalya, Finlandiya, Brezilya, Ülkelerin çeşitli kültürlerini işleyen yapıtlarıyla bir koleksiyon oluşturdu.  Kendi köşelerinde kendi kültürüyle yoğrulmuş resimleri sanatseverler büyük bir ilgiyle izlediler.


Birleşik Krallık Başkonsolosu Leigh Turner, Solange Greco’nun çalışmasını takdirle karşıladığını ifade etti.  


Takriben 5000 civarında abonesi mevcut , yazılarında  Türkiye'yi ve uluslararası ilişkilerini politik, ekonomik ve kültürel olarak işleyerek, Türkiye dışında  Fransa’ Belçika İsviçre  ve Kanada gibi ülkelerde dağıtmı olan Aujourd’hui la Turquie    Gazetenin imtiyaz sahibi Hüseyin Latif ve Genel yayın Müdürü aynı zamanda Notre Dame de Sion Fransız Kız lise Halkla ilişkiler -Kültür müdürü Mireille Sadege Sanat danışmanı Yalçın Denizyılmaz ile sohbet ederken görüntüledik.


Yalçın Denizyılmaz, Hüseyin Latif’in “L’actualite comme un roman” Bir roman gibi haberler adlı kitab ismi altında “Joue un morceau pour mon amour” Aşkım için bir şarkı çal ifadesi yar alan  ve Mireille Sadege’nin “Temoin D’une Decennie de l’histoire” Tarihin on yıl Tanığı isimli kitaplarını hakkında bilgileri alırken bir taraftanda resimler hakkında yorumlarını yapıyordu.


Solange Greco’ya sanata ilk başlangıcını sorduğumuzda; Boli horizonte’de ilk kurs atölyesine katıldığını, daha sonra Güzel Sanatlar klasik Enstitüsü ve Modern Sanat Müzesi gibi akedemilerden beslendiğini o zamanın önemli ressamlarıyla birlikte çalıştıklarını öğreniyoruz.

Brezilya'da 1966 yılında ilk sergisini açtığını 1970 yılında Rio de Janeiro'da ve

başka bir sergiyle devam ettiğini sözlerine ilave  ediyor.

Solange Greco Diplomatla  evlenerek, birçok ülkeye seyahat etme fırsatı buldu .  Tuvallerine o yaşadığı yerlerden farklı kültürleri yansıtdı.
2011 yılında İstanbul'a gelen Greco, Metropolün kültürünü büyük bir coşkuyla  resimlerine taşımış“Ancak,  bir kedi veya bir köpek, bir köprü, balıkçılar, kuleleri, minaresi hatta harika camileri bırakarak İstanbul'un bir görüntüsü boyamak mümkün değildir" şeklinde ifade ediyor. Bu büyük Metropolü sadece ne görmek nede boyamak için yeterli değildir. Herhangi iyi bir kamera ile bunları yapabilsenizde, Bu çıplak gözler gibi göremezsiniz. İfşa etmek isteğinizin derinine gidemezsiniz. Önemli olan budur” diyerek sanat görüşünü ifade ediyor.

Felsefesinde ise; “Ben bir milletin kalbinde basit insanların yattığını  düşünüyorum, özellikle İstiklal Caddesi üzerinde, onların rutin işini gözlemlemek için çok zaman geçirdiğim bir yer, simit satıcısı piyango satıcısı ve diğerleri, gözlemliyerek tuvale taşımak” şeklinde. Sergi 31 Temmuz 2015 tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacaktır.




yilmazparlar@yahoo.com

31 Mayıs 2015 Pazar

İstanbul SKAL Klübü Mayıs 2015 toplantısı-Point Hotel Barbaros-Yılmaz Parlar

TURİSTLERE YEREL DENEY İMKANI SUNUYORMUYUZ.

İstanbul SKAL Klübü Geleneksel aylık toplantısını, 28 Mayıs 2015 Perşembe günü Point Hotel Barbaros'ta gerçekleştirdi.

Nisan 2015 tarihinde İstanbul Ticaret Üniversitesi ile ortak düzenlenen  İstanbul turizminin sorunları eksenindeki seminerde “Turistlere yerel deney imkanı sunamamaktayız” konusunda çözüm arayışı olarak,.ortak turizm proje ve çalışmaların yürütülmesi kapsamında İlk belediye Şişli Belediyesi başkanlığı SKAL toplantısına katıldı.

Nisan 2015 Seminerde; Kentin fiziksel planlanması yapılmadan otel arzının yapılması inşaatların artması ile estetik karmaşaya verdiği sebebiyet
Kamu ve özel sektör arasında iletişim iş birliği eksikliği, sade vatadaşın turizm konusunda biliçlendirilmesi, takşi şöförlerin sorunu, trafik sorunu.
Metropol İstanbul’da Uluslar arası düzeyde yabancı turiste hitab edebilecek kültür sanat mekanların ve kültürel sanatsal etkinliklerin eğlence eksikliği gibi yerel yönetimlerin inisiyatiflerindeki konulardan bazıları yer almaktaydı.

Bu nedenle Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, İstanbul SKAL Klübün  Mayıs ayı toplantısında onur konuktu.

Ev sahipliğini üstlenen Genel Müdürlüğünü Cihan Yılmaz’ın yaptığı Point
Hotel Barbaros'taki İstanbul SKAL Klübü toplantısına, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, Başakşehir Kaymakamı Kazım Tekin, SKAL Eski Dünya Başkanı Hülya Aslantaş, TUROB Başkanı Timur Bayındır, TAŞFED Başkanı Yalçın Manav, başta olmak üzere Turizm temsilcileri ve Başkanları, SKAL yönetim kurulu SKAL İstanbul Başkanı Feza Solaklar, SKAL İstanbul As Başkan Fatma Bahar Birinci, SKAL yönetim kurul üyesi Iberia Havayolları'nın Türkiye Genel Müdürlüğü yapan Ayşe Önen,  Ata Eremsoy, İstanbul SKAL üyeleri ve basın mensupları katıldı

Toplantı Geleneksel  “SKAL Toast” ritueli ile başladı.
Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü önce Şişli belediyesinin vizyon ve misyonlarının geniş profilini çizdi.
Daha geniş yelpazede çözüm üretmek durumunda olan yerel yönetimlerin kamusal hizmet üretme merkezi haline geldiğini, geleceği de planlayarak kentsel dönüşüm ve paylaşımı temel almak zorunda olduğunu ifade eden sözleriyle Şişili Belediyesinin yerleşik nüfusunu dışında yaklaşık 5 milyon kişiye ulaştığını söyledi.

İnönü, Sürdürülebilir kaliteli bir çevre oluşturmaya çalıştıklarınında altını kalın çizdi. Ayrıca, Kentlerin kültür yoğunlaşmasının yaşandığı yerler olduğunu, Şişli ilçesinin barış içinde yaşayan farklı kültürleri içinde barındırdığını vurguladı.
 Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, Turizm sektörünün önemli temsilcileri ile de verimli çalışmalar yapmakta olduklarını bilgilendirirken SKAL Klubü ile çalışmaları hakkında “SKAL İstanbul Klübü ve Şişli Belediyemiz arasında uzun süreli işbirliği yapmak istiyoruz. Turizm zabıtası, taksiler, tarihi yapıların envanterinin çıkartılması, restorasyon, turlar, etkinlik ve festivaller gibi turizme ve ilçemize katma değer sağlayacak projeler hayata geçirmeyi planlıyoruz. Turizm işletmeleri, restoran ve yemek artıklarının hayvan barınaklarına ulaştırılması, yeşil otellerin özendirilmesi planlarımızdan bazılarıdır. Belediyemiz ile SKAL İstanbul Klübü arasında çalışma grupları oluşturarak işbirliğini geliştirme amacındayız. Sektör olarak sizlerin kent konseyinde temsili çok önemli."açıklamalarda bulundu.

Konuşma sonrası SKAL İstanbul Klübü Başkanı Feza Solaklar, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü'ye hediye sundu. Paketi açan Başkan Hayri İnönü, Katip Çelebi'nin "Cihannüma" adlı kitabını görünce, birinin eve diğerinin ofise gideceği iki tür kitap olduğunu, bu eve gidecek kitap diyerek memnuniyetini ifade etti.

 SKAL İstanbul Klübü Başkanı Feza Solaklar, yaptıkları faaliyetleri sıralarken “Çanakkale Savaşı'nın 100. yılı nedeniyle Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelen kardeşlerimiz ile dostluğu pekiştirdik. Kardeş klüb anlaşmaları yaptık. SKALİTE adaylık süreci 10 Haziran'da başlıyor. Duyurusunu ayrıca yapacağız"  
şeklinde açıkladı.
Solaklar, nisan 2015 tarihli İstanbul SKAL Klübü'nün İstanbul Ticaret Üniversitesi ile ortak “İstanbul turizminin sorunları” konulu, düzenlenen seminerin çok ilgi gördüğünü, sonuç raporunun üyelere göndereceklerini belirten kısa bir konuşma yaptı. TAŞFED Başkanı Yalçın Manav, SKAL İstanbul Klübü Başkanı Feza Solaklar’a SKAL İstanbul Klubün Çanakkale Savaşlarının yüzüncü yıldönümü etkinliklerindeki çalışmalarından dolayı Çanakkale şehitler abidesi maket bibloyu sundu.

Toplantı ev sahibi Point Barbaros Hotelin  mutfak ve hizmet çalışanlarla toplu hatıra fotograf çekimiyle son buldu.


yilmazparlar@yahoo.vom

27 Ekim 2014 Pazartesi

“Herkes için İsviçre Lezzetleri” “Swiss Festival”-Yılmaz Parlar

KÜLTÜR SANAT İÇEREN SWİSS FESTİVAL

Dünya yiyecek içeçek haftası ardından İsviçre İstanbul Konsolosluğu İstanbul Başkonsolos Monika Schmutz Kırgöz ev sahipliğinde 26 Ekim 2014 Pazar günü “Swiss Festival” başlığı altında, yetişkinler ve çocuklar kapsamında “Herkes için İsviçre Lezzetleri” sloganıyla, Eski şapka fabrikası Hasköy-Dream Design Factory DDF'da festival düzenledi.

Günün gündüz saatlerinde çocuklara yönelik festival etkinlikleri gece saatlerinde İstanbul Başkonsolos Monika Schmutz Kırgöz ve eşi Yıldırım Kırgöz katılımıyla birlikte yetişkinlere verilen festival resepsiyonu ve muhteşem konserle son buldu.

Festivalin açılışyla birlikte Geleneksel İsviçre muziği akerdeon eşliğinde İsviçrenin geleneksel entstrümanı fantastik bir şöhrete sahip “Alphorn” Keller Walker tarafından icra edildi. Çocukların ilgisini çeken Alphornu, Keller Walker tarafından sahneye davet edilen çocuklarda deneme şansı buldular.
Keller Walker ile yaptığımız söyleşide “Alphorn” aslında dağlarda yaşayan Appenzel ahalisinin iletişim aracı olduğunu öğreniyoruz. Eskiden evler hem dağınık ve hemde farklı yerlerde acil herhangi durumda insanların birbirine çabuk ulaşması mümkün değil o zamanlar ergonomik olmayan  alphornu birbirleriyle ayrıca çobanlar arası haberleşme için kullanırlarmış.
Theodora Love Doctors ikili grubun çocuk workshop performansı yine çocuklara eğlenceli vakit geçirdi. Workshop içinde her türlü Jonglörlük, dans, elit jimnastik zor hareketleri, pandomin, müzik, gibi yeteneklerini sergiledikleri mizansen çok beğeni topladı.
Davido Romeo yine çocuklarla birlikte dans workshop çok ilgi çekerken, İhsan Rüstem tarafından dans performansıda soluksuz izlendi.

Tüm gün boyunca ikram edilen ünlü İsviçre çukolatalar, dondurmalar çocukların uğrak yeri oldu. Konuklar İsviçre’nin tüm lezzetleriyle tanıştılar.

Klasik müzik akordinonist Martin Schütz eşliğinde Kazakistan asıllı İsviçre’de yaşayan Saadet Türköz tarafından icra edildi. Saadet Türköz kendine ait tarzıyla caz türüne benzeyen söylediği Kazak, Türk, İsviçre şarkılarıyla doğaçlama yaparken mükemmel bir yorumlama izledik.

İstanbul Başkonsolos Monika Schmutz Kırgöz  eşi Yıldırım Kırgöz verdikleri festival resepsiyonda konuklarla teker teker ilgilendiler, kısa sohbetlerde bulundular. Pek çok yabancı konsolosluk temsilcileri arasında eski elçilerimizden Acar Germen eşi Zeynep Germen, Türkiye’ye 15 binden fazla kişiye istihdama katkı sağlayan 3 milyar İsviçre franktan fazla bir değerde yatırım gerçekleştiren İsviçreli yatırımcı firma sahipleri, Ceo’ları, temsicileri aileleriyle birlikte gelen konuklar arasındaydı.


Perküsyon ustası İsveç ve istanbul’da yaşamını sürdüren Burhan Öcal, Leo Tardin Elision Glorn ile birlikte verdikleri konser İsviçre ve Türk müzikleri arasında köprü oluşturdu. Burhan Öcal’ın dostluk ve her türlü iş sanat birlikteliğine dair verdiği mesaj kadar yaptıkları müzik köprüsü mesajın tamamlayıcısı oldu.


Enfes müzik karşısında konuklar yerlerinde dans etmekten kendini alamadılar. İstanbul Başkonsolos Monika Schmutz Kırgöz’de aynı hislerle konukların danslarına eşlik etti. Tevazu içinde kendine güvenen başarılı insanların yerine göre hareket etmelerinin en güzel samimi örneğinide göstermiş oldu.





Davul, Org, Kanun üstadların, yaptıkları solo arkasından Burhan Öcal’ın sihirli parmakları görünmez bir hızlılık içinde hünerini ortaya koydu. Uzun alkışların takdirine layık bir şekilde konser ve festival son buldu.



yilmazparlar@yahoo.com