Nefret Algısını Kıralım
Suriye’deki siyasal olaylarla ülkelerindeki çıkan iç savaş üzerine ailelerini korumak adına 7 yıl önce başlayan zorunlu göç sonucunda, bugün 3 milyon 600 bin civarında ülkemizde bulunan mültecilere ön yargılı yerine empati kurarak yanaşalım.
Medyada Göç ve Mülteciler zirvesi, TC. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) ve Mülteci Destek Derneği (MUDEM) işbirliğiyle 1-4 kasım 2018 günleri arasında Ankara Park Hotelde gerçekleştirildi.
Zirveye 140 civarında yerel medya temsilcisi ve Suriyeli gazeteciler de katıldılar.
Türkiye topraklarına giriş yapmış sayısı en fazla olan Suriye’li mültecilere basın yayın organlarında, toplumun göçmenlere karşı empatiyle yanaşması şeklinde haberlerin önemine dikkat çekilen zirvede, T.C. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca, SGDD Genel Koordinaötürü İbrahim Vurgun Kavak. Aöılış konuşması, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Dış İlişkiler Görevlisi ve Sözcüsü Selin Ünal, AB Türkiye Delegasyonu Program yöneticisi Steven De Vriendt birer sunum yaptılar.
Kendimiz muhtaç olmamıza rağmen yaptığımız fedakarlılığı ve gelişmiş ülkelerin duyarsızlığını gözler önüne serildi.

Oysaki sorgulamalar; Türkiye’de mültecilere ve sığınmacılara yönelik mevzuat ve uygulamaların taraf olunan uluslararası antlaşmalara, mülteci haklarına ve Cenevre sözleşmesine aykırı uygulamalar göz önünde olmalıdır. İyileştirmeler, çözümler, yasal düzenlemeler olmalıdır.
Mültecilerin-sığınmacıların hukuki statüsü, Mültecilerin barınma şartları; mülteci kamplarının durumu ve imkânları, Mültecilerin topluma uyumu hususunda karşılaşılan karşılıklı problemler sosyal ve kültürel, Mültecilerin çalışma hakkı kapsamında işgücüne katılımı, Toplumsal güvenlik, Sığınmacıların başka ülkelere geçişleri sırasında karşılaşılan problemler, Uluslararası toplumun ve AB ülkelerinin konuya sınırlı katkısı sorunu gibi konular çerçevesinde Suriyelilerin ülkemizde çalışma, oturma ve sağlık sigortası izinlerine dair problemler, gibi temel kriterlerle sorunlarına yaklaşılmalı

Günümüzde iki saniyede bir kişinin yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldığını belirten SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak “Bu rakam dakikada 30 kişi ve günde 45 bin kişinin maalesef ki yerlerinden olduğu anlamına geliyor. Türkiye Eylül ayı itibariyle 3 milyon 567 bin 658 Suriyeliyi ülkesinde ağırlamaktadır. Şu anda Türkiye’nin neredeyse her ilinde Suriyeli nüfusu bulunuyor. Suriyeli sığınmacıların yanı sıra çokta gündeme gelmeyen toplamda 400 bine yakın 85 ülkeden gelen sığınmacı ve mülteciyi ağırlamaktayız” açıklamalarında bulundu

Kavlak “ Dünyada 2013 yılından beri en fazla mülteci ağırlayan ülke konumumuzu sürdürmekteyiz. Bu alanda en çok ihmal edilen konulardan biri de basın mensuplarının konu hakkında kapsamlı bir şekilde bilgilendirilmesi ve toplumsal alandaki rolünün daha fazla öne çıkarılmasıdır. Geçmişte olduğu gibi bugün de 46 yıllık gazetecilik kimliği ile bize destek veren dünyanın gündemindeki göç konusunun Türkiye’de de basın ile değerlendirilmesine ön ayak olan Sayın Mehmet Akarca’ya desteklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunarız. Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Avrupa Birliği ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde sağlanan fonlar kapsamında 24 aylık bir projenin faaliyeti olan basın buluşmaları, tüm saha çalışmalarını tamamlayan ve destekleyen en önemli faaliyetlerimizden biri.”

T.C. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Akarca “. Çok önemli olduğunu düşündüğüm sığınmacılar, göçmenler ve mülteciler meselesini başta Türkiye olmak üzere bütün dünyanın tüm ayrıntılarıyla bilinmesi gerekir. Günümüzde çok ilginç gelişmeler oluyor, günümüzde Amerika Birleşik Devletleri'nin bütün dünyada askerleri var. Biliyorsunuz 3 bin 500 kadar Suriye'de, 4 bin kadar Afganistan'da… 6 gün öncesine kadar Meksika sınırından Amerika Birleşik Devletleri'ne iltica etmeye çalışan 7 bin Meksikalıya karşı 15 bin askeri sınırda konuşlandırdı. Yani mülteci başına tam teçhizatlı 2 asker. Biz de Türkiye olarak biliyorsunuz 4 milyon sığınmacı misafir ediyoruz. Çünkü Suriye'de karışıklık çıkması üzerine can kaygısına düşen Suriyeliler çocukları kucaklarında, karılarının ellerinden tutmuş, arkalarından açıdan ateşten kaçarak Türkiye sınırına geldiler. Bunlara nasıl olur da ‘Hayır, almıyoruz sizi orada kendi kaderinize mahkûm bir şekilde bırakıyoruz’ diyebiliriz? Elbette ki diyemeyiz. Biz bunu hiçbir dönemde demedik” ifadelerini kullandı

AB Türkiye Delegasyonu Program yöneticisi Steven De Vriendt, “Çok fazla mülteci kabul eden ülkelerde bu durum ev sahibi topluğu da etkilemekte. Türk nüfusuda etkilenmekte. Kilis'te bu yardım programı kapsamında çalışmakta olan bir hastanesi sadece mültecilere değil, Türk nüfusuna da hizmet etmekte. Bu yardım programı iki bölümden oluşmakta. 3 milyar avroluk bir kısmı 2016 ile 2017 yılları arasında sağlandı, yardım programının ikinci kısmında ise yeni bir 3 milyar avroluk bütçenin şu anda müzakereleri yürütülmekte. Yardım programının toplam bütçesi bugüne kadar 6 milyar avro ve bu son 3 milyar avroluk kısmın 400 milyonu eğitim alanına ayrılmış durumda. İnsani yardım konusunda dünyada doğrudan nakdi yardım oldukça yenilikçi bir yaklaşım. İnsani yardım alanında Türkiye'de yapılan bütün dünyanın dönüp baktığı bir şey. Çünkü bu ölçekte doğrudan nakit yardım daha önce dünyada yapılmış bir şey değil. İnsani yardım alanında ikinci en çok bilinen yöntem ise şartlı nakit transferi. Eğitim için şartlı nakit transferi programı, bu projenin temelinde yatıyor. Burada 368 binden fazla çocuğun okula devam etmelerini sağlamak için ailelerine destek sağlanıyor” dedi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Dış İlişkiler Görevlisi ve Sözcüsü Selin Ünal “Dünyada milyonlarca insan farklı bir sürü sebepten göç ediyor. Aslında sizlerin bizim yani basında televizyonda medyada okuduğumuz gördüğümüz haberler zorunlu göç üzerine olanlar. Yani biz sağlık için gittiği bir yerde kaldı artık orada yaşıyor haberlerinden ziyade yerlerini terk etmek zorunda olan kişiler ve onların yaşadıklarını konuşuyoruz, mültecileri konuşuyoruz, onların uyum problemlerini konuşuyoruz, nasıl yardım alacaklarını konuşuyoruz, ülkelerindeki siyasi durumu konuşuyoruz, savaşı konuşuyoruz, ‘Geri dönebilecekler mi, dönebilecekler mi’yi konuşuyoruz ve geldikleri ülkede yarattıkları dengeyi konuşuyoruz. 68 buçuk milyon kişi dünyada yerinden edilmiş olan kişi sayısı. Hepsi de mülteci değil. Çoğunlukla savaş ve çatışma durumlarından bahsediyoruz. Ülkesi içinde de yer değiştirmiş olabiliyorlar. Yani kendi yaşadıkları şehir güvenli olmadığı durumda başka bir ile geçen kişiler 40 milyonunu oluşturuyor. Ama bu 68 buçuk milyonun 25 buçuk milyonu ise mülteciler. Yani artık kendi ülkeleri tarafından koruma alamıyorlar. Kendi ülkelerinde hayatları tehlike altında. Ülkelerinde ayrılmadıkları takdirde ölüm riski ile karşı karşıya olabilen kişiler 25 buçuk milyonu temsil ediyor” açlklamalarında bulundu.
Konuşma sunumların ardından gazeteciler, SGDD’nin Mamak ve Altındağ’daki ofislerini ziyaret ederek, yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
yilmazparlar@yahoo.com
2019 “Barış ve Refah Yılı”
Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow, Türkmenistan’ın 27. Bağımsızlık günü kapsamında 26 Ekim 2018 cuma gecesi Hilton Boshorus Hotelde verdiği resepsiyon konuşmasında, Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov’un BM 73. Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmayı hatırlatarak, Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov’un 2019 yılını ‘Barış ve Refah Yılı’ olarak ilan etmeyi önermiştir. Bu teklifin hayata geçirilmesi dünyada barışın, güvenliğin ve sürdürülebilir gelişmenin sağlanmasında önemli faktör olacaktır.” dedi
Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow, 27. Bağımsızlık günü kapsamındaki resepsiyondaki konuşmasının büyük bir kısmını Türkiye-Türkmenistan ilişkileri başda olmak üzere Türkmenistan’ın önemli olayları oluşturdu.
Gerçekleşen resepsiyona, İstanbul Vali Yardımcısı İsmail Gültekin, Konsolos temsilcileri, Belediye dış ekonomik ilişkiler temsilcileri, iş sanat dünyası önemli isimleri, Türkiye’de bulunan Türkmenistan vatandaşları, öğrenciler, Akademideki subaylar şeklinde geniş elit bir katılım oldu.
Resepsiyon öncesi, Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow, konsolos yardımcıları ile birlikde konukları karşıladı. İki Ülkenin milli marşların çalınması sonrası. Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow açılış konuşması yaparak, sevinçli günü paylaşmalarından dolayı konuklara teşekkürlerini sundu.
Başkonsolus Myratgeldi Seyitmammedow, “Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov 25 Eylül 2018 tarihinde düzenlenen Türkmenistan Halk Konseyi toplantısında yaptığı tarihi konuşmada ülkemizin bugün geldiği safhayı ve kazanımlarını net bir şekilde ifade etmiştir. Bu bağlamda, Bağımsızlık yıllarında, Türkmenistan'da toplumsal yaşamın tüm alanlarında büyük gelişmeler kaydedildiği belirtilmiştir. Ekonomi alanı çeşitlendirme ilkelerine dayalı olarak gelişiyor. 27 yılda ekonomi alanına yapılan yatırımlar 350 kat artmış olup, bu 2600-den fazla üretim-teknik ve sosyal-kültürel amaçlı tesisleri kurma imkanı sağlamıştır.”dedi
Sonuçta ülkelerinde çok yönlü ekonominin ortaya çıktığını, ekonominin, çeşitli alanlarını, elektrik enerjisi, petrol-gaz, makine sanayisi, metallurji, kimya, inşaat, elektron, tekstil ve gıda sanayi alanları ve diğer sanayi dallarından oluştuğunu ifade ederek,
düzenli makroekonomik politikanın uygulanması ile gayri safi yurtiçi hâsıla hacminin artığını, bu durum ülkenin uzun vadede gelişimine yönelik stratejik programların uygulanması sonucunda kazanıldığını dile getirdi.
Seyitmammedow, “Ülke nüfusunun sosyal güvenliğini yükseltmek Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov'un devlet politikasının öncelikli yönlerinden biridir. Devlet bütçesinin büyük kısmı eğitim, sağlık, spor ve diğer sosyal alanlar için tahsis ediliyor.
Aynı zamanda Türkmen halkının zengin kültürel mirasının geliştirilmesi konusuna büyük önem veriliyor. Ülkede uygulanan manevi-kültürel kalkınma politikası eğitim, bilim, kültür ve sanat düzeyinin daha da yükseltilmesini hedefliyor.”şeklinde kültürel ve kalkınma politika olduğunu vurguladı.
Sağlık alanında da devlet tarafından büyük çalışmalar yapıldığını söyleyerek, “Aşkabat'ta ve çeşitli illerimizde yapılan modern sağlık merkezleri ve sağlık kuruluşları bunun bir göstergesidir.
Beden eğitimi ve spor alanında uygulanan devlet politikası da pozitif sonuçlar veriyor. Geçen sene Aşkabat'ta Kapalı salon ve savaş sanatı 5. Asya Oyunları, geçen Eylül ayında Amul-Hazar Uluslararası oto rallisi başarıyla düzenlenmiştir. “Türkmenistan – Büyük İpek Yolu’nun Kalbi” olarak ilan edilen 2018 yılında yanı Kasım ayında Uluslararası Halter Şampiyonası yine başkent Aşkabat’ta yapılacaktır. Türkmen sporcuları yarışmalarda büyük başarı göstermiştir.” Başarıyla sonuçlandığını işaretledi.
Bağımsız ve tarafsız Türkmenistan’ın, ekonomi ve sosyal hayatın tüm alanlarında uygulanan büyük yenilikler yolunda güvenle ilerlediğini kaydeden Konsolos Seyitmammedow “Bunun yanında devletimizin modern dünyanın gelişmiş ülkeleri safına yükselmesiyle ilgili konular da başarılıyla çözümleniyor.
Türkmenistan daimi tarafsızlık hukuk statüsüne sahip bir ülkedir. Türkmenistan’ın tarafsızlığı 12 Aralık 1995’te BM Genel Kurulu tarafından onaylanmıştır. Olumlu tarafsızlık politikasının önemini vurgulayan Türkmenistan’ın girişimleri ile BM Genel Kurulu 12 Aralık gününü Uluslararası Tarafsızlık Günü olarak ilan etmiştir.
Bugün Türkmenistan’ın izlediği barış politikası güven duyma, şeffaflık ve güvenlik gibi üç ana ilkeye dayanıyor. Bu politika bölgesel ve küresel sorunların yapıcı bir çözüme kavuşturulmasını hedefliyor.
Türkmenistan Devlet Başkanı Ekselansları Gurbangulı Berdimuhamedov BM 73.Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada 2019 yılını ‘Barış ve Refah Yılı’ olarak ilan etmeyi önermiştir. Bu teklifin hayata geçirilmesi dünyada barışın, güvenliğin ve sürdürülebilir gelişmenin sağlanmasında önemli faktör olacaktır.”dedi
Türkiye ilişkilerine değinen Türkmenistan İstanbul Başkonsolusu Myratgeldi Seyitmammedow “Türkmenistan dostane ve karşılıklı yarara dayalı devletlerarası ilişkilerin ve işbirliğinin pekiştirilmesine büyük önem veriyor. Bağımsızlık döneminde Türkmen-Türk ilişkileri yüksek boyutlara erişmiştir.
Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimiz son yıllarda yeni seviyeye çıkmıştır. İki ülkenin halklarını birleştiren sağlam dostane ilişkiler ve kökleri yüzyılların derinliklerine dayanan ortak tarihi-kültürel değerlerimiz Türkmen-türk işbirliğinin gelişmesinin önemli koşulunu oluşturmaktadır.”şeklinde ilişkilerimizin sürdürebilirliğini vurguladı.
Vali yardımcısı İsmail Gültekin, iki ülkenin tarihin derinliklerinden gelen köklerimizin ortaklığı, her platforma taşıyabileceğimiz bu unsurun kuvvetli bir bağ olduğunu kültürel, iki ülkeninde sosyal, ekonomik ilişkileri dahada ileriye- yüksek seviyelere çekme niyetinde olduğunu vurguladı.
Resepsiyonda Türkmenistan kültürünü gösteren stand kadar. Özel nefis lezzetli, Türkmen Pilavı çok yoğun ilgi gördü.
Konuklar Türkmenistan kültürünü tanımış oldular.
yilmazparlar@yahoo.com
YAŞASIN BREZİLYA-YAŞASIN TÜRKİYE
Samba Ülkesinin Kurtuluş Gününde Yine Atatürk..
Yalnız Türkiye’nin değil, Dünya’nın sevgisini, sempatisini kazanan samba ülkesi Brezilya Kurtuluş günü kapsamında verilen resepsiyonda, İstanbul ve Türkiye sevdalısı, İstanbul Brezilya Baş Konsolosu Paulo Roberto França yaptığı konuşmasında yine Atatürk takdiri yine Atatürk sevgisi vardı.
İstanbul Brezilya Baş Konsolosluğu 7 Eylül Brezilya Bağımsızlık günü kapsamında 19 Eylül 2018 Çarşamba günü Ritz Carlton Hotelde, Brezilya’nın Ankara Büyükelçisi Eduardo Gradilone ve eşi Diva Gradilone katılımıyla resepsiyon verdi.
İstanbul Brezilya Baş Konsolosu Paulo Roberto França “7 Eylül 1822’de Brezilya’daki yurttaşların adalet, eşitlik ve özgürlük taleplerini takiben, Naip Pedro de Alcantara sömürgeci yönetimi kaldırmaya ve Portekiz’den bağımsızlık ilan etmeye karar verdi. Kendisi Brezilya İmparatorluğu’nun ilk yöneticisi, I. Pedro oldu.
Kıta Amerikası tarihindeki bu mühim olay Brezilya’nın egemen bir ulus olarak varlığının başlangıcını işaret etmektedir. Brezilya halkının kendi kaderi üzerindeki yüksek otoritesinin delili ve eski sömürgeci hakimiyete dayalı adaletsiz uluslararası düzenin reddidir.
Birçok açıdan benzer şekilde, Mustafa Kemal Atatürk dış müdahaleye karşı silahlanan Anadolu halkına Kurtuluş Şavaşı'nda liderlik etmiş ve çağın egemen güçleri tarafından Türkiye'ye dayatılan Sevr Anlaşması'nın haksız taleplerini reddetmiştir
Kaderin çarpıcı bir tesadüfü ile, Atatürk’ün 1927’deki Nutku’nda dile getirdiği önemli şiarı, yüz beş yıl önce Brezilya’nın bağımsızlığının ilan edildiği anda I. Pedro’nun beyan ettiği sözler ile tamamen aynıdır:
“Ya İstiklal, Ya Ölüm!”
“Independência ou Morte!” Şeklinde Mustafa Kemal Atatürk sevgisini ve takdirini dile getirdi.
Başta Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Boğaz'ı Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Yabancı Konsolosların ve temsilcilerin, DEİK Brezilya-Türkiye İş Konseyi Başkanı Demir Şarman’ın iş siyaset sanat Dünyasının seçkin kişilerin elit davetlerin katıldığın resepsiyonda iki ülke Milli marşların okunmasıyla birlikde Konsolos França konuşmasında önemli bilgiler paylaştı. “Brezilya’nın bağımsızlığı farklı kültürel birikimlere sahip 200 milyondan fazla vatandaşa yurt olan büyük bir ulusu meydana getirmiştir. Brezilya’nın kalkınma yolculuğu boyunca dünyanın her köşesinden gelen göçmenler, ki buna Türkiye ve önceki Osmanlı toprakları da dahildir, hukukun egemenliğine ve liberal ve demokratik ilkelere dayalı müreffeh bir ülke yaratılmasında yardımcı olmuştur.
Brezilya ile Türkiye halklarının ulusal kimlikleri bağımsızlık nosyonunu mihenk taşı olarak ve en temel dayanak olarak içermektedir. Köklü bir dostluğumuz var - Brezilya ve Osmanlı İmparatorlukları arasında Dostluk ve Ticaret Anlaşması'nın imzalanması ile Brezilya ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 2018'de yüz altmışıncı yılını kutluyoruz.”Bilgilerini verdi.
İki ülkenin benzerliklerini ortaya koyan França “Bugünlerde Brezilya ve Türkiye daha çok ortak noktaya sahip - her ikisi de kendi bölgesel bağlamlarında önemli rol oynayan ve birtakım küresel sorunlar üzerinde benzer görüşlere sahip, üst-orta gelirli gelişmekte olan ülkeler. Güçlü, karmaşık ve oturmuş endüstriyel ekonomileriz. Ülkelerimiz son zamanlarda bazı politik ve ekonomik türbülanslar yaşamasına rağmen, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan ortak bağlılığımız, fırtına gözden kaybolduktan sonra başarıya ve refaha ermemizi sağlayacaktır.” Dedi.
Ticari ilişkilerimiz ve Turizm- ülke ziyaretcileri hakkında “2017'de ikili ticaret neredeyse 3 milyar Amerikan Dolarına ulaşmıştır, 2016'dan %38 artış yaşanmıştır. 10 yıllık dönem içerisinde, ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmi %108 artmıştır. Coğrafi mesafeye karşın, iki ülke arasında muazzam bir çekim vardır. Türkiye hızla Brezilyalı turistlerin en çok tercih ettiği destinasyonlardan biri haline gelmektedir. Her yıl ortalama 60 bin turist buraya gelmektedir.”şeklinde açıklamalarda bulundu.
Konsolosluğun Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu – DEİK ile geliştirebildiği, ticaret ve dostluk bağlarımızı iyileştirmemizde etkili olan ortaklığını kutlayan sözlerle, “Brezilyalı özel şirketlerin Türkiye ekonomisinin çeşitli sektörlerindeki yatırımları açısından Türkiye istikrarlı bir şekilde cazip bir hedefe dönüşmektedir. Diğer taraftan, önemli Türk yatırımlarının Brezilya pazarına doğru hareket ettiğini görmekteyiz, ki üçüncü en büyük yabancı yatırım çeken ülkedir.”Bilgisini paylaştı.
İki ülke arasında devam eden yüksek düzey siyasi ikili diyaloğunu, Brezilya Tarım Bakanı Yardımcısı Mevkidaşı ile istişare için Ankara’ya geldiğini, Brezilya Tarım Bakanlığı WorldFood İstanbul Fuarı’ndaki ulusal pavyonda sponsor olduğunu vurguladı.
Brezilyalı yurttaşlarına, Portekizce olarak seslenmek istediğini söyleyen, İstanbul Brezilya Baş Konsolosu Paulo Roberto França “Prince Regent tarafından imzalanan İlk Bağımsızlık Bildirgesinden alıntı, d. Pedro de Alcântara, 1 Ağustos 1822.
7 Ekim’de yeni Brezilya Cumhurbaşkanı’na oy vereceğiz. Gelecek dört yıl boyunca milletimize liderlik edecek olanı seçmek bizim sorumluluğumuzdur.
Ülkemize inanalım! Brezilya bizler, ailelerimiz, dostlarımız ve vatandaşlarımız.
Güzel ve çeşitli bir kültüre sahibiz. Gerçek tam vatandaşlar olalım, geleceğimizi ulus olarak tanımlamak için kaderimizin kontrolünü ele alalım.” Dedi.
“Brezilya ve Türkiye arasındaki dostluk bağları ile karşılıklı saygı ve takdirin bu gece daha da güçlü olmasını ve her geçen gün daha yakın ve sıkı olmasını temenni ederim.
Yaşasın Brezilya! Yaşasın Türkiye!
Hepinize teşekkürler ve iyi eğlenceler.”Sözleriyle konuşmasını noktaladı.
Konuşma ardından Konsolos Paulo França çalışma arkadașları Sena Belkayalı ve Mustafa Dolu’ya Brezilya Devleti adına üstün hizmet nişanı takdim etdi..
Konuklar arasında Merkezi İstanbul’da Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida, California ve New York eyaletlerinde şubeleri olan, GP Universal Şirketi Sahipleri Pınar Peker-Fariba Graham Konsolos ile yaptıkları sohbetde iki ülke arasında Ticari yatırımlara katkı yapacaklarını belirtdiler.
Gecenin sürprizi yaptığı brezilya müzik elçiliğinden dolayı Devlet sanatcı nişanına sahip Jozi Levi’nin samba ritm öğretisiyle yine kendi atölyesinden getirdiği davetlilere dağıtılan ritm aletlerinin samba ritmlerin çalınmasıydı. Çok güzel bir atmosferle sambalı kutlama yapıldı. Doyasıya gece yaşandı. Jozi Levi Brezilya orkestrasının Latin şarkıları icra eden Banu Kuntışık birbirinden güzel Brezilya şarkılarıyla geceye renk katdı.
yilmazparlar@yahoo.com
YILIN AKADEMİSYENİNDEN ALTIN KİTAP
Batı Uygarlığı’nın Gelişimi
Yılın Başarılı Bilim Adamı kategorisinde; Yılın akademisyeni ödülüne layık görülen, Yılın akademisyeni seçilen, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker’in ‘‘Batı Uygarlığı’nın Gelişimi ve Türkiye-AB İlişkileri’’ başlıklı yeni kitabı yayımlandı.
Yeni Yüzyıl Yayınları’ndan çıkan, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi (KAÜ) Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker’in “Batı Uygarlığı’nın Gelişimi ve Türkiye-AB İlişkileri” isimli 18. kitabında, 55 yıldır AB kapısında bekleyen Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerin tüm gerçekleri incelikleriyle anlatılıyor.
AB’nin kendi Üniversitesi olan ve Avrupa Komisyonu’na Eurokrat yetiştiren Bruges Avrupa Koleji (College of Europe) ile birlikte Türkiye’de -Kıbrıs’da kamu ve özel sektör yöneticilerine yönelik AB sertifikalı eğitim programları düzenleyen, Kıbrıs Amerikan Üniversitesinin Rektörü, Prof. Dr. Uğur Özgöker’den kitap hakkında aldığımız bilgilere göre; Elli beş yıldır AB kapısında bekleyen Türkiye’nin AB ile olan ilişkilere farklı bir perspektif açısından bakarak, incelendiği, öğreniyoruz.
Özgöker kitabında yazdıklarından kısaca AB ile ilgili “Çoğu uzmanın dillendirmekten uzak olan bu ilişki, AB’nin ikircikli tavrı nedeniyle hiçbir zaman samimi bir denklemde gerçekleşemedi. 1959’da Menderes Hükümeti döneminde AT’ye başvurusunu yapan ve 1963 yılında Ankara Antlaşması ile başlayan sürecin hakkaniyet testinden geçemediği aşikâr. Bu tespiti hükümetlerin, süreci yöneten siyasilerin değişmesi ama şimdiye kadar tam üyelik konusunda bir sonuç elde edilememesi de doğruluyor.” Şeklinde sürecin ilişkiler omurgasını özetliyor.
Türkiye’nin AB yolculuğunu objektif bir şekilde değerlendiren iki akademisyen tarafından hazırlanan bu eserde, AB genişleme sürecinin Batı Balkan ülkelerini hedeflediği görülüyor. Süreci; siyasi, askeri, ekonomik bağlamlarda reel, analitik ve rasyonel bir şekilde yorumlayan yazarların ortak görüşü ise oldukça anlaşılır.
KAÜ Rektörü Prof. Dr. Uğur Özgöker sonuç olarak “Uluslararası konjonktürde büyük bir değişiklik olmaz ve AB doğudan veya güneyden büyük bir askeri güç tehdidiyle karşılaşmazsa Türkiye hiçbir zaman AB’ye tam üye olamayacak. Bu durumda AB-Türkiye ilişkisinin “Derinleştirilmiş Gümrük Birliği” ve “İmtiyazlı Ortak” şeklinde gerçekleşmesinden başka bir ihtimal bulunmuyor.” Öngörüde bulunuyor.

Tüm akademik çalışmaları yanında, Türkçe’nin AB’nin resmi dili olması için gösterdiği kişisel çabalar, Türkiye-AB İlişkileri ile uluslararası ilişkiler alanında yaptığı bilimsel çalışmalar doğrultusunda yayımladığı makale ve kitaplar nedeniyle, İstanbul Sanayici ve Yatırımcı İş Adamları Derneği İSİYAD tarafından, Yılın Akademisyeni ödülüne layık görülen, Prof. Dr. Uğur Özgöker, değişik üniversitelerde; AB Araştırma ve Uygulama Merkezi (ABAUM) Müdürlüğü, Uluslararası İlişkiler ve Küreselleşme Yüksek Lisans Programı Başkanlığı, Fakülte Yönetim Kurulu Üyelikleri, İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyeliği, İstanbul AREL Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı, ABD New York FORDHAM Üniversitesi-Kadir Has Üniversitesi müşterek Executive MBA Programı’nın Türkiye eş-koordinatörlüğü, Kıbrıs ADA Havayolları Yönetim Kurulu Üyeliği, İİBF ERASMUS Koordinatörü, ARELUSAM Uluslararası Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcılığı gibi idari ve akademik görevler üstlenen Özgöker, GAÜ İşletme ve Ekonomi Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanlığı ve Siyaset Bilimi-Kamu Yönetimi Öğretim Üyeliği, Kıbrıs Amerikan Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliği görevlerini de yürütmüştü. Cenevre ve Paris’te DTÖ ve OECD Rekabet ve Ticaret Komiteleri toplantılarına katıldı, Rekabet Kurumu uzmanları için Bruges Avrupa Koleji ve Londra City Üniversitesi Ekonomi Bölümü ile AB Rekabet Hukuku ve Politikası ile Sanayi İktisadı eğitim programları organize etti. Ayrıca Türkiye Barolar Birliği ve çeşitli illerdeki Barolar ve Ticaret ve Sanayi Odaları ile birlikte birçok şehirde Avukatlar, Sanayici ve İş Adamları için Rekabet Hukuku ve Politikası sertifikalı eğitim programları düzenledi. Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı - TİKA ile birlikte Moğolistan’ dan Makedonya’ya kadar 15 Avrasya ülkesinin üst düzey ekonomi bürokratları ile Rekabet Kurumları başkan ve yöneticileri için 1 er haftalık “Serbest Piyasa Ekonomisi ve Rekabet Kuralları” sertifikalı eğitim programlarını gerçekleştirdi. Bruges Avrupa Koleji ve TİKA eğitimleri ülkemizin faaliyetleri olarak OECD’ nin yıllık faaliyet raporlarında yer aldı.
Prof. Dr. Uğur Özgöker, 1963 yılında Paris' te doğdu. İlkokulu Ankara Özel Ayşeabla İlkokulunda, ortaokul ve lise birinci sınıfı Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesinde okudu, liseyi İstanbul Fenerbahçe Lisesinde bitirdi. 2 sene Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünde okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü 1987' de derece ile bitirdi. 1988' de Avrupa Topluluğu'nun Ekonomik Yapısı alanında Yüksek Lisansını, 1994' de Uluslararası İlişkiler alanında Doktorasını tamamladı. 2012’ de Siyasal Hayat ve Kurumlar Temel Alanında Üniversite Doçenti oldu. 2017 de Uluslararası İlişkiler Profesörü oldu.

Master Programında ise Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler ve AB’ ye Yönetsel Uyum dersler verdi. Hava, Kara ve Deniz Harp Enstitülerinde KARSU, Eski Harp Akademileri Komutanlığı bünyesindeki SAREN - Stratejik Araştırmalar Enstitüsü -, Silahlı Kuvvetler Akademisi, Deniz Harp Akademisi, Hava Harp Akademisi, Kara Harp Akademisi ve Komutanlık Kurmay Sınıfı - KOMKARSU ) Uluslararası Örgütler, Avrupa Güvenlik Sorunları, Küreselleşme, BM, AB ve Türkiye - AB İlişkileri ve NATO derslerini, AB finansmanıyla İstanbul Sanayi Odası Başkanlığında Polonya Ticaret Odaları Birliği - Macaristan Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği - AB’nin finanse ettiği ve UNDP’ nin uyguladığı “Azerbaycan Gümrük Hizmetlerinin Modernleştirilmesi Projesi”nde Uluslararası Ticaret ve Uluslararası İlişkiler Danışmanı olarak çalışmıştır. AB konusunda çok sayıda eğitim semineri ve toplantı düzenlemiştir.
T.C , K.K.T.C ve AB’de olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşunda yönetim kurulu üyelik ve başkanlıkları olan Özgöker’in Uluslararası İlişkiler alanında birçok kitabı basılmıştır.
yilmazparlar@yahoo.com
15
Temmuz Şehitleri anma Terörü lanetleme
15
Temmuz Şehitler Köprüsü'nde 15 Temmuz darbe girişimi seneyi devresinde şehitleri
anma ve terörü lanetleme etkinlik düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
konuşma gerçekleştirdi. Ulusa ve Uluslaraarsı yayın kuruluşlar ile Dünyanın pek
çok ülkesine seslendi.
Etkinliğe
çok sayıda vatandaş ellerinde bayraklarla katıldı.
Başkan
Erdoğan’nın konuşmasından kesitler “Ben bu milletin bir ferdi olmaktan onur
duyuyorum. Efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldiğimiz bu görevde bizleri
başarılı kıl.”
“15
Temmuz, tüm Türkiye'nin, milletimizin tüm fertlerinin zaferidir. 15 Temmuz,
bizimle beraber dünyadaki tüm mazlumların zaferidir. Şuan Moskova'da da bu
törenler yapılıyor. Avrupa'da da yapılıyor.”
“İstiklal
Harbi nasıl yeni bir dönemi başlatmışsa, 15 Temmuz da yeni kapılar araladı.
Bağımsızlığımızı korumanın yanında, milletimizin birlik ve beraberliğini
pekiştirmesinde de dönüm noktası oldu.”
Cumhur
İttifakı'na aynı kararlılıkla devam edeceğiz
“17
Ağustos'ta Sayın Bahçeli ile başladığımız yürüyüşü Cumhur İttifakı ile devam
ettirdik, aynı kararlılıkla da devam ettireceğiz.
Ne
dedik? İnlerine gireceğiz dedik. Nereye giderlerse gitsinler bu milletin
huzurunu kaçıranlar karşısında bizi bulacak. Ülke hudutlarımız içerisinde
sabotajlara maruz kalmadan tüm terör örgütleriyle çok daha başarılı bir süreç
yürüttük.”
Tüm
bu gelişmelerle inşallah ülkemizde darbe defterini bir daha açılmamak üzere
kapattık.
15
Temmuz'da yaşananları asla unutmayacağız
“15
Temmuz bizlere kimin ülkemizin kara gün dostu, kimin iyi gün dostu olduğunu
gösterdi. Yaşadığımız hadisileri sürekli gündeme getirmesek de bu yaşadıklarımı
asla unutmayız. 15 Temmuz tarihe bir kayıttır. Unutmayacak, unutturmayacağız. O
dönemde şahit olduğumuz riyakarlıkları da not ettik. O gece bizim için dua
edenleri de FETÖ için destek olanları da unutmadık.”
Cuntacıların
yanında yer alanları asla unutmayacağız.
“Kimin
nerede nasıl tavır takındığını da, kimin kimlerle iş tuttuğunu da gayet iyi
biliyoruz. Umudunu FETÖ'cü cuntaya bağlayanların darbe girişimi başarısız olunca
nasıl döndüklerini de kayda aldık.”
“Ülkemizde
devam eden davalar yavaş yavaş neticelenmeye başladı. O gece ülkemize ihanet
eden katiller, en ağır cezalara çarptırılıyor. Son FETÖ'cü hain de hesap verene
kadar bu mücadeleyi hukuk içerisinde kararlılıkla sürdüreceğiz.
Pensilvanya'daki
melunun takiye, hile, yalan dolanla büyük bir gizlilik içinde büyüttüğü
ahtapotun kollarını kestik.”
“Tabi
bunların hepsini müzakere edeceğiz. Şehitlerimizin kanını yerde asla
bırakamayız. Hesabını soracağız.”
“Bu
çevrede tanklara alkış tutanları, darbecilerle anlaşıp tankların arasından
sıvışanları unutmuyorsak, Bakırköy Belediye Başkanı'nın evine kaçanları asla
unutmadık unutmayacağız.”
“15
Temmuz bize şunu gösterdi, bu millet vatan söz konusu olduğunda aynı safta
buluşan necip bir millettir, bu millet cesur bir millettir, bu millet kahraman
bir millettir.”
“Rabbim
bu birliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin. Rabbim, vatanımızı her türlü
saldırıdan, her türlü ihanetten korusun. Rabbim, 15 Temmuz benzeri travmalar
yaşatmasın bu millete bir daha."
Başkan
Erdoğan'ın konuşmasının ardından Başkan Yardımcısı Fuat Oktay, Bakanlar Kurulu
ve Tansu Çiller gibi isimlerin de aralarında olduğu isimlerle birlikte
platformda Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın duasına eşlik etti.
yilmazparlar@yahoo.com
CHP'de genel başkanlık adaylığı için sürpriz isim: Haluk Pekşen
24 Haziran seçimleri sonrası liderlik savaşının başladığı CHP’de eski milletvekili Haluk Pekşen’in de genel başkanlığa aday olacağı iddia edildi.
CHP'de genel başkanlık adaylığı için sürpriz isim: Haluk Pekşen
CHP'de 24 Haziran seçimlerinden sonra başlayan genel başkanlık tartışması büyüyor. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'ye destek verenler olağanüstü kurultay için imza toplamaya başlarken, genel başkanlık yarışı iyiden iyiye kızıştı.
CHP’de Kılıçdaroğlu ve İnce’den sonra üçüncü bir aday daha ortaya çıktı. CHP’de üçüncü genel başkan adayı eski Trabzon milletvekili Haluk Pekşen. Pekşen, CHP Genel Başkanlığı için aday olduğu gizlemiyor. Yakın çevresi şu anda Pekşen’in gelişmeleri yakından takip ettiğini, delegelerle ve il başkanlarıyla görüşmeler yaptığını, genel başkanlık için aday olmayı düşündüğünü, kesin kararını yakında açıklayacağını vurguladı

1961'de Trabzon doğumlu Haluk Pekşen, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezunu Çok sayıda sivil toplum örgütünün kurucu ve yöneticiliğini yapan Haluk Pekşen Yurt içi ve yurt dışı çok sayıda şirket ve işletmede avukatlık, danışmanlık ve icra kurulu görevinde bulundu. Havacılık, Bankacılık, Gümrük, Dış Ticaret Yasası başta olmak üzere çok sayıda yasa, tüzük ve yönetmeliğin hazırlık çalışmalarında görev yaptı. İpekyolu Projesi (Merkez Türkiye), Eurocontrol Konvansiyonu Mevzuatı, Serbest Bölgeler Mevzuatı, hukuk, bankacılık ve finansman konuları başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde çok sayıda söyleşi ve makaleleri yayımlandı.
yilmazparlar@yahoo.com
Bosphorus Awards Ödülleri
Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı’nın bir kuruluşu olan Brandday.net İnternet Gazetesi’nin 2.’ni düzenlediği Bosphorus Awards Ödül Töreni, Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde, Maltepe Belediyesi ile ortak düzenledi. 11 Mayıs saat 20.00’da başlayan ödül töreni’ne sanat, iş, siyaset, basın ve akademik camiadan pek çok tanınmış isim katıldı.
“TAVAK Vakfı Türkiye ile Avrupa Arasında Bir Köprü Görevi Görmektedir”
Usta televizyon sunucu Gülgün Feyman’ın sunuculuğunu yaptığı ödül töreni, TAVAK Vakfı Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen’in açılış konuşması ile başladı. Faruk Şen Konuşmasında: “2.’sini düzenlediğimiz Bopshorus Awards Ödül Töreni’ne katkılarından dolayı, Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’a teşekkür etmekle başlamak istiyorum. Maltepe Belediyesi İstanbul’da örnek gösterilecek bir belediyedir.
Almanya’dan bu yana tanıdığım değerli Kardeşim Ali Kılıç başarıyla başkanlık görevini icra etmektedir” dedi. Faruk Şen konuşmasının devamında: “Bugün bu ödül törenine Avrupa’dan ve Türkiye’den çok önemli dostlar katıldı. TAVAK Vakfı olarak üzerimize yüklediğimiz misyon, Türkiye ile Avrupa arasında bir köprü görevi kurmak, TAVAK Vakfı olarak bugüne kadar bu misyon adı altında pek çok çalışmaya imza attık. Bugün Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine doğrudan katkı vermiş en önemli sivil toplum örgütlerinden bir tanesiyiz.”
“Bu Anlamlı Gecede Sizlerin Arasında Bulunmaktan Dolayı Çok Mutluyum.” Faruk Şen’in ardından söz alan Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç sözlerine TAVAK Vakfı Başkanı Prof.
Dr. Faruk Şen’e teşekkür ile başladı. Ali Kılıç: “ TAVAK Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz ödül töreni ile sizlerin arasında bugün bulunmaktan çok mutluyum. Faruk Hoca ile Almanya’da gazetecilik yaptığım dönemde tanışmıştım. Bugün bana jüri özel ödülünü layık gördüğü için çok teşekkür ediyorum kendisine. Maltepe Belediyesi’nde Başkan olarak göreve başladığım günden bu yana, Maltepe Halkı’na eşit, adil bir başkan olma gayreti içerisindeyim. Her kesimi kucaklıyoruz. Bu demokrasinin bir gereğidir.” Dedi.
“Değerli Dostum Prof. Dr. Faruk Şen’e Ödül İçin Teşekkürlerimi Sunuyorum.”
Ödül Tören’ine bir başka önemli isim, Türkiye- AB Delegasyon Başkanı Büyükelçi Christian Berger’de katıldı. Prof. Dr. Faruk Şen tarafından jüri özel ödülüne layık görülen Büyükelçi Berger sözlerine Prof. Dr. Faruk Şen’e teşekkür ederek başladı. Büyükelçi Berger: “Prof. Dr. Faruk Şen ve TAVAK Türkiye-AB ilişkilerine çok önemli katkılarda bulunmuştur. Türkiye, AB’den uzaklaşmamalıdır.” Dedi. Daha sonra sahneye Didem-Sinem Balık Kardeşler çıktı. Avrupalı Türkler arasında en iyi ses sanatçıları ödüllerine layık görülen kardeşler, 2 tane opera müzik seslendirerek salonda renkli anlar yaşattı. “Turgut Torunoğulları İş Dünyasında Yılın Avrupalı Türk’ü seçildi!” Edelstaal Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları’na ödülünü Prof. Dr. Faruk Şen takdim etti. urgut Torunoğulları Konuşmasında: “Hollanda’da büyüyen bir yatırımımız vardı şimdi bu yatırımları Türkiye’de sürdürüyoruz. Biz Avrupalı Türkler olarak zaten Avrupa’ya entegre olmuşuz, politik süreçler bizi tam üyelikten vazgeçiremez” dedi.
“Avrupalı Türklerden Ödül Alan İsimler!”
Profesyonellerden GMBH Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Kılıç ödül alırken, Basında Avrupa- Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Işın Toymaz kazandı. STK’da Avrupa Türk İşadamları Derneği Başkanı Ahmet Güler ödül alırken, Nedim Gürsel en iyi yazar ödülünü aldı.
“Avrupa’yı ve Türkiye’yi birleştiren Bir Gece.”
Almanya kökenli ve şimdilerde Türk Vatandaşlığına da geçen Wilma Elles en iyi aktris ödülünü alırken: “İstanbul Boğazı Anadolu ve Avrupa’yı birbirinden ayırsa da biz ortak değerler altında buluşuyoruz” dedi.
“Türkiye’den Ödül Alan İsimler!”
Türkiye’de basında Show TV Ana Haber Sunucu Ece Üner basında ödül alırken, Moda da Çiğdem Akın, Sanatta usta oyuncu Dilek Türker ödülün sahibi oldu. En iyi oyuncu ödülüne ise Kanal D’de yayınlanan Siyah-Beyaz Aşk Dizisi’nin başrol oyuncu Birce Akalay aldı. Birce Aklay konuşmasında ödül için TAVAK Vakfı’na ve Prof. Dr. Faruk Şen’e teşekkürlerini iletti.
yilmazparlar@yahoo.com